12 Haziran 2015 Cuma

merhaba ben Gözde


Gözde Dural, 1988 yılının sıcak temmuzunda beş gün rötarlı olarak İzmir’de dünyaya geldi. annesine çektirdigi o dogum sıkıntısı, aslinda gelecek yılların fragmanıydı ama ebeveynleri maalesef korunmadıkları için bunu hak ettiler.

4 aylık 'ba ba ba' , 9'uncu ayında ilk cümlesi 'bana pembe meme al mamaanne' diyen Gözde, o zamandan bu yana susmadan konuşuyor. bazen sussa da kafasının içindeki konuşuyor. pembe rengi ve memeleri hala seviyor ama bunu bu şekilde istememesi gerektiğini şimdilerde ögrendi.

Ailesinin ilk göz ağrısı olarak giriş yaptığı hayat maratonunda, ileriki yıllarda karın ağrısı olarak kendisini bir üst mertebeye taşıdı. 

O babasının bıldırcını, annesinin biricik bebeği, kardeşinin ablacığı, Maya’sının biyolojik olmayan anası, mitokondriyal Havva'nın kızı, yaratanının kulu, kiminin arkadaşı, kiminin hiçbir şeyi. 

İlköğretim eğitimini pekiyiler ile bitirdikten sonra yanlışlıkla Eskişehir Anadolu Üniversitesi Moda tasarım bölümünde ezik bir öğrencilik hayatına adım attı. Ne çizimden anlardı ne modadan. 
Şimdi az çok çizim yapsa da modadan hala anlamıyor, anlamayı da reddediyor. 

Üniversite eğitimini ite kaka tamamladıktan sonra, üniversite yıllarında stajyer olarak yazmaya başladığı bir dergide üç yıl editörlük yaptı. 

O yıllarda pilates, yoga, modern dans, muzik gibi birçok sanat dalında kendini denedi ama herşeyden hemen sıkılan biri olduğu için hiçbirini tamamlayamadı.

Sonrasında veterinerlikten, politikaya, böcek biliminden papalığa kadar birçok meslek kolunda kendini denemek istedi fakat olmadı. Bir ara kaktüs yetiştirdi fakat ona da iklim izin vermedi. 

birgün 'ben bu ülkeden sıkıldım' deyip, Kanada'ya vatandaşlık başvuru yaptı ve kazandı ama sonra ona da üşendi. kim gidecekti 17 saat yol? 

yazı yazmaya bayılıyor, o kadar ki yazacak biryer bulamayinca aklına gelen sozleri koluna bacağına yaziyor. ama çoğunlukla kendi kendine saçmaladığı blogunda elektrik gitmeyen nöronlarından gelen cümleleri yazıya döküyor.

Aslında bu yazılar da ona ait değil, zira kendisini ele geçirdiğini ileri sürdüğü bir uzaylının içine yerleştirdiği şizofrenik bir virüs nedeniyle yarı uzaylı-yarı şizofren olan mutant bir canlımsının düşünceleri olduğunu ileri sürüyor. 

zamanında geçirdiği bir kaza yüzünden denge merkezi kayik, disgrafyadan muzdarip. yolda surekli yan yürüyor, düz yolda kendi ayağına basıp düşüyor, sağ-sol kavramını hala öğrenebilmiş de değil. otobuslere binince sallanan araba şiddetli uyku isteğini tetikledigi ve buna karşı koymadıği için, otobüsle şehir turları hatta şehirler arası yolculuk yapıyor.

birgun sizinle tanışıp unutursa kızmayın, bir insanla en az beş kez yeniden tanışma kapasitesine sahip. sirf sizi tekrardan hatırlamak için et yemek zorunda kalıyor, sevin onu.

Şimdilerde ekmek parası derdine kendine sosyal çevrenin yüklediği normal insan ritüellerine içinden gelmeden uyum sağlamayi reddettiği için, iş hayatindan geri dönmemek uzere '7'nci kez' istifa etti ve kendi yağında kavrulacaği bir yaza hazırlanıyor.

yabancı bir gelinlik firmasinın uretim mudürlüğünü yürütüyor, bir dergide editorlük yapıyor, çok sevdiği çocuklar için elbiseler dikiyor, bazen hiçbir şey yapmadan sadece oturup duvara bakıyor. ama çoğunlukla en iyi yaptığı şeyi yapıyor; herşeyde kahkaha atıyor, ayağı kırıldığında bile.

Çağdaşlarının çoğu evlendi, o hala bekar. 

Jude Law ile evlenip çoluk çocuğa karışabilecek seviyede ingilizce, Alexander Skaarsgaard ile flort edebilecek kadar isveççe, eski yunan kitabelerini okuyup anlamayacak seviyede yunanca biliyor.  

Kendisini dünyalı olarak tanımlıyor; kahve içmeyi bir hayat felsefesi olarak görüyor, çikolatadan ve tatlının her türlüsünden nefret ediyor, hayvanlara bayılıyor, insanları can sıkıcı olarak görüyor, çocuklarla konuşmaktan zevk alıyor, kitapların arka kapak yazılarını okumaktan ve filmlerin fragmanlarını seyretmekten nefret ediyor. sakarlığından dolayi ömrünü morluk, yara ve ağrı içinde geçiriyor, sirf kendi bağcıklarına basmamak için bağcıklı ayakkabı giymiyor. Sütyeni özgürlüğe giden yolda, kapitalizmin kadınlar uzerinde kullandığı bir köleleştirme objesi olarak gorüp, sutyen çıkarma eylemini büyük bir başkaldırı olarak nitelendiriyor. kitap okuyarak kendine hayali arkadaşlar buluyor, çıplak gezmek istiyor, bir gün uzaylıların kendisini kaçıracağına ve bir daha asla arkasına bakmayacağına inanıyor.
Ayrıca arada nöronlarına elektrik gitmediği için kısa devre yapan hücreleri ona doğal bir saçmalama yetkisi tanıyor.

7 yorum:

  1. 🙈🙈🙈 teşekkür ederim 😘

    YanıtlaSil
  2. merhabalar, hayatımda okuduğum en eğlenceli cv, bana bu cv ile gelseniz sizi kesin işe alırdım. çünkü böyle bir cv'si olan biriyle sözlü mülakatı merak ediyor insan:) benimde birçok iş başvuru formu deneyimim oldu ama onda soru-cevap olduğu için çok kısıtlayıcı oluyordu. ben doldururken yine çok eğleniyordum ama okuyanlar benimle aynı fikirde olmuyordu:) dilerim böyle cv'ler ve formlar dolduran insanlar buluşup kendi işlerini kurar ve ben orada gönüllü çalışırım :)

    YanıtlaSil
  3. �� cidden çok iyisin 😂😂

    YanıtlaSil
  4. �� baksa secenek birakmadilar. Onca yıl insan gibi başvuru yaptım şimdi onlar düşünsün ��

    YanıtlaSil