19 Ekim 2014 Pazar

yaşamak güzeldir


Hayatın bir kutsanma olduğu gerzekliğini hangi ölü söyledi? 
Hayat bir kutsanma değil, başınıza gelen en büyük lanet!
İşlemediğimiz suçların cezasını çektiğimiz mavi tavanlı bir hapishane ve bizler kendisine bahşedilen bir ömürü yaşayan üstün yaratılar değil, suçsuzken müebbete çarptırılmış mahkumlarız.  

Bu hayat bize birşey getirmeyecek. 
Geleceğimiz parlak, neon ışıklarla tünelin sonunda bizi beklemiyor.
Her nefes alışımız, kürek cezasına çarptırılan bir mahkumun beyhude çırpınışları. 
Doğumumuz, yaptığımız en büyük hata. Hatırla, doğar doğmaz yedin tokatı. Ve şimdi ömrümüz farkında olmadan bu hatayı düzeltmeye çalışmakla heba oluyor.
Düzeltemeyeceğiz. Tokatların sonu gelmeyecek. 
Hayat sana en iyi hook punch'ını hazırladı. Gard alamayacak kadar salak ve acizsin.  

Her birimiz belli bir raf ömrü olan ve hızla çürüyen yaratıklarız. Sözlerimiz kendi PR metnimiz, görüntümüz ambalaj kağıdımız. İlk günkü kadar taze olamayacağız. Genetiğimiz bozuk, zararlıyız. Binbir çeşit maskemizle, her gün olabilecek en iyi reklam filmimizi çekip yayınlıyoruz. Birşey olmak istiyoruz, arzulanmak istiyoruz. Sevilmek, zengin olmak, beğenilmek, iştah kabartmak istiyoruz. Vitrinimizi cömertçe süslüyoruz ama aslında kokuşmaktan öteye geçemeyeceğiz. bozuluyoruz ve son kullanma tarihimiz yaklaşıyor. Sonunda her endüstri ürünü gibi raftan kaldırılacağız. Satın alınsak da bir süre sonra eski bir eşya gibi kenarı atılacağız.  
Bu hayattaki en aptalca ilk şey bu hayat 
En aptalca ikinci şey bu hayatın yaşanmaya değer olduğunu sanmak 
En aptalca üçüncü şey ise bunları görmezden gelip hayattan zevk almaya çalışmak. 

Bana ölüm döşeğinde yüzünde tebessümle azraili bekleyen tek bir canlı göster! 
Bana ölürken boktan hayatını mükemmeleştirmiş, yaşamaktan zevk almış, acı çekmemiş tek bir insan göster! 
Ölene kadar yaşayacaksın. Ölüm anında, pamuktan bir kaç saniye önce kıçına giren son büyük şey ise aslında hiçbirşey yaşamadığın olacak. 
Tüm ömrün boyunca bokun içinde yaşadın. Giderken de o boku yanında götürmen için o pamuk. 
En büyük sıçış anına karşı tüm çıkışları kapatmak ve yegane mirasınla yol almak için... 
Tüm ömrün boyunca 'yaşam kutsaldır' diye geveleyip, kutsanmış, şahane yaşantının son yolculuğuna çıkarken yanına alacağın son yolluk. Verilen mesajı anlamıyorsun. 
Hayat ebenin kıçına vurduğu tokatla sana fragman verip, imamın götüne tıktığı pamukla son vuruşunu yapıyor.
Ölseydim daha iyiydi derdin yaşarken ama öldün, gülümse artık. 
Daha fazla birşey girmeyecek bir yerlerine!

yaşamak kutsal değildir, ölmek de kutsal değil...
var olmamak kutsal olabilirdi, ama varolmuş ve yaşamın türlü acısıyla boğuşup, ömrü akıp giderken hem bedeni hem de ruhu yaralar, kesiklerle dolmuş bir kişi için bu sadece bir varsayımdır.
yaşamak, müebbet bir ceza, yaşadıkça çekilecek bir ceza. 
neyse ki ölümlüyüz diyor insan. işte ölmek burada rahatlama getiriyor, çünkü sonrasında ne olduğunu bilmesen de ölmek bir beraat.
sonrasini da bilmek istemiyorum zaten. bilinçli olduğum ömrüm boyunca başıma ne geldiyse hep farkındalıktan geldi. us, hem yol gösterenim, hem de önüme engel koyup tökezletenim oldu.

hiç de yaşamak güzeldir saçma güzellemesine giremeyeceğim bu yüzden.
ölmek güzeldir demek gibi bir amacım da yok.
sadece hayatın bize ne getirdiği ortada.
boklu, paslı, acı ve gözyaşı ile düse kalka çoğunlukla dizler kanaya kanaya yol alınan bir yolculuk.
arada mutlu olunan anlar var fakat bana yeterli gelmiyor.
sadece anlamaya çalışıyorum' yaşamak neden güzel?'
herşeye rağmen yaşåmaya degen ne?
derken deliriyorum işte...
ilaçlar da yetersiz artık.
düşünüyorum, o halde varım diyor Descartes.
düşünüyorum, deliriyorum.
ne geliyorsa başımıza düşünmekten geliyor zaten.
insan düşünen bir canlı değil, sadece bir canlı olabilseydi benim için yaşamak daha güzel olabilirdi.
sonuçta bir ornitorenk hayatın acımasızlıklarının farkında değildir. ve onun perspektifinde bir ömur sadece dogmak, beslenmek, göç etmek, üremek ve ölmektir. acı çekmez, terkedilmez, üzülmez. 
dogar, yaşar ve ölür. öldüğünde azot döngüsüne karışır. 

sonlandiramıyorum yaziyı...
çünkü sonu yok, biliyorum...






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder