5 Ağustos 2014 Salı

gönder gelsin

herkes maaşa emeğin karşılıği diyor.
ama aslında köleliğin kira bedeli.

emeğin karşılığı olsa verilen miktar bu kadar az olmaz çünkü.
o yüzden şu emek saçmalığını lütfen birakalım.

dün yine bir iş görüşmesine gittim.
konuhangi pozisyonda çalışacağımdan maaş kısmına gelince, sevdiğim filmin en hoşuma giden sahnesini iziyormuş gibi arkama yaslandım ve keyifle diyalog gibi gorünen monologu izlemeye başladım.

ne kadar verildiğinin bir önemi yok, ancak tahmin edileceği üzere ileriki dönemde verilecek emeğin karşılıği değil. 

ama birilerine göre gayet yeterli, zira onlar içın hiçbir zaman işçi verilen parayı hak etmez.
hep daha az emek verir.

haha, gerçek kahkaha sebebim bu düşünceler zira insan beyninin nasıl bu derece ufalabildiği bende sinirsel bir gülme yaratıyor.

neyse,

umrumda değil kaç para maaş teklif edildiği, bilakis ben yüksek maaştan her zaman korktum.
babam bana harçlık verirken, çok harçlık verdiğinde hep korktum.
biri benim hesabımı ödemeye çalıştığında korktum.

çunkü para ilah olmayan ilah yaratmada muazzam bir araç.
elinde para miktarina gore insan efendileştığıni zannediyor ve zamanla o efendilik tanrıcılık oyununa dönüyor.

hayatımın, cebi dolgun beyni boş insanlar tarafından yönetilmesini hiç istemedim.
istemiyorum, bu yüzden iş görüşmelerinde ne kadar maaş istediğim sorulduğunda cevap vermeyip, ipleri onların eline birakıyorum.
onlar da ipler onların elinde diye, benim onların kuklası olacağım düşüncesine kapılıyor.
parayı veren düdüğü çalar.

nah!

para insanı köleleştiriyor klişesine gireceğim ama öyle.
aldığınız maaşın çokluğu ile hissedeceğiniz kölelik miktarı doğru orantılı.
ancak aldığinız maaş azsa, köle siz değil patronunuzdur.
çalışırsınız, aldığınızın fazlasını emek olarak verirsiniz; köle olmazsıniz.
istediğiniz anda çekip gitme lüksünuz vardır, size laf söyleme cüretine dahi girseler vereceğiniz cevap onları ezecektir.
bu yüzden az maaş alıyor olmak beni hiç bir zaman üzmedi; üzmeyecek de.
hatta güluyorum lan daha ne?

yahu insan en basitinden düşünecek olursak, bir alışverişe çıktığında 'yahu ben buna para veriyorum' başlığı altında eziyet etmiyor mu karşı tarafa?
hele ki verdiğı miktar çoksa vay haline.

ayni benzetmeyi işveren ıçin de yapmak pekala dogru.
ben bu adama şu kadar maaş veriyorum, öyleyse o her dediğimi yapacak.

verme bana, ben sana kendimi hiçbir zaman layık olamama hissiyatına sahip olmak istemiyorum arkadaşım. biliyorum, fazlasını vereceğim; ama sen hep eksiksin diyeceksin.
o yüzden bana çok para verme, bana sahip olma luksünü alıyorum senden izninle.

ben bu yüzden birkaç iş yapıyorum.
hepsinden az az, ama sonuçta kafam rahat.
biri olmazsa digeri oluyor.
yoruluyorum ama kendimi sahipli hissetmiyorum.

efendi değilim ama köle de değilim.
bu güzel bana göre...
hiçbir zaman zengin olmayacağım, belki maddi sıkıntı da çekeceğim ama en azından kimsenin altında olmayacağımı biliyorum.

az maaş mı?
gönder gelsin.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder