12 Temmuz 2014 Cumartesi

kurdeşen gözde

her şeyi içinde yaşayan bir insan olmanın en kötü yanı, her şeyi içinde yaşıyor olmak.
başka bir tanım gelmiyor aklıma.
duygularını limitsizce yaşayan birinden, bunları en derinlere gömen birine evrilmek canımı yakıyor.
uslu duruyorum, susuyorum. 
içim çok genişmiş, şaşirıyorum.

x-men first class filmindeki gudubet Sebastian Shaw'a döndüm. o kinetik enerjiyi bedeninde depoluyordu, ben ise negatif ne varsa; bir nevi yemek seçmeden...
ancak aramızdaki fark, onun istediği zaman bu enerjiyi bir yıkım aracı olarak dısarı verebilmesi ve gücünü bu şekilde kontrol edebilmesi.
bense, bedenimde, zihnimde depolanan tüm o negatifliği yıkicı bir güc olarak dışari veremiyor; veremedikce de kendime fiziksel işkence haline getiriyorum.

yaşadığim son üç ay, çok da uzun olmayan hayatımın en zor zamanlarından.
biriktikçe biriken sıkıntılar, şimdilerde ifraz olarak bedenimde dolaşıyor.
son bir haftadır çılgıncasına kaşınıyor vücudum.
bacaklarımda yaralar açılmak üzere.
kollarım, tırnak izleri ile dolu.
ifraz yer değiştiriyor, parmaklarım ona eşlik ediyor.
halk arasında kurdeşen diyorlarmış, ilk kez şahit oluyorum.
hoş bir tanışma olmadı.
karındeşen Jack vardı, o da tepkisini dışa verenlerden.
ben kurdeşen Gözde, içevurumculuğun yegane temsilcisi.

yaşadıklarım aklıma geldikçe, kimsenin olmadığı yerlerde gozlerim doluyor.
neden bu kadar şanssız olduğum üzerine felsefe yapıyorum kendi içimde.
sonuçlanmıyor tüm bu monologlar, yine cevapsız herşey, kronik şanssızlığımla başbaşa kaşınıyorum.

bu hayatta bize nefes almaktan, yemek yemekten, su içmekten önce sabır ve şükur kelimelerini öğretiyorlar.

en kadim eylemlerim şu ara, sabret ve şükret.
neden sabir ettiğimi bilmiyorum, insan niye sabreder ki?

ve neden yaşadıklarının ezici ağırlığı altında milim milim erirken şükreder.

daha kötüsü her zaman var. aman ne şanslıyım, kötünün iyisi bana denk geldi, oh la la viva la şükür.

icindekileri, sıkıntılarını buraya yazacak biri değildim, çozerdim önceden kendi kendime.
şu ara çok başarısızım kendi kendime terapi yapmakta.
bir terapiste gitsem belki rahatlayacağim ama param yok.
cidden yok.
tamam tamam olsa da gitmem, ama yok bu sefer o yuzden gidemiyorum.

sabir, şükür ve ben şu ara birbirimizle flört ediyoruz.
bir de kurdeşen eklendi ekibe, şahane yaşıyoruz.
bence ben bir cay içeyim bunlarla artık, zira bu hayatta en sık onlarla görüşeceğim.

kaşıntıdan dolayı yazıyı bitirmek zorundayım,
iki elim, 8 parmağım var.
klavye mi bacak mı?
bacak.

optum blog

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder