16 Nisan 2014 Çarşamba

bu hayatta en korktuğum şey, ileride olduğumdan farklı bir insana dönüşmek...

çok fazla insana maruz kalıyorum ve her gün onlarca kez içimden 'ben böyle biri olmayayım' diye geçiriyorum.

tanıdığım insanları karakter olarak 'eksik' diye nitelemek elbette haddime değil, zira ben de tam bir insan değilim.
herkesin doğruları yanlışları vardır ancak benim canımı sıkan bu yanlışların yanlış olarak kabul edilip, yine de o yanlışın uygulanması...

dedikodu bir yanlış, kime sorsan bunu teyit eder.
ama sen arkanı döndüğün anda senin dedikodun döner, o ayrı.
insanların birbirlerine yakın görünüp, aynı anda birbirlerinin dedikodusunu yapmalarını aklım almıyor.

birinin yanlışını görüp, yüzüne söylersin; arkasından konuşmak basitliktir.
ve korkaklık.
ve de adilik... 

o kişinin yanlışını ulu orta dile getirip, el aleme bayrak gibi yayıyorsun da karşısında neden iyi dostu oynuyorsun?

iki yüzlülük, kimse sevmez. ama herkes iki yuzlü...
birinin arkasından konuşup, o kişinin yüzüne bakınca firıldak gibi dönmek benim midemi kaldırıyor.
ya git yüzüne söyle, yanındayken onu pışpışlamak yerine al karşına konuş, ama yemiyor... 

bir de kibir ve eleştiriye tamamen kapalı olmak. aman allahım, en çok karşılaştığım şey bunlar...
eleştirilmekten hiç haz almıyor insanlar. anında dişler çekiliyor, tirnaklar çıkıyor; karşı taaruza geçiliyor.
takdir görmeyi herkes sever ama takdir alma yüzdesi ile eleştiri alma yüzdesi aynıdır, bunu kimse bilmez. mukemmel olmadığını kabul edemiyor insanlar, eleştirilince sana yaftalanan sıfat-saygısız...
bu kibir ne yahu? takkeyi önüne koyup da neden bir süzmüyorsun sana söylenenleri. kendinden neden bu kadar kaçıyorsun, neden bu kadar mukemmel olduğunu düşünüyorsun.

ben birçok şeye karşı çok doluyum ama dile getiremiyorum çevremde. aslında bir konuşsam, dökülecek tüm içimde biriken irin ama olmuyor. 
insanlar öyle güzel zeytinyağı olmayı biliyor ki, sen doğru söylesen de bir anda onlara hakaret etmişsin, onları yermişsin izlenimi yaratıp seni düşman belliyorlar.

ama işlerine gelince kendileri asla böyle yapmaz... 

ben insanları anlayamayacağım, bunu anladım. herkesin yaptığı doğru, herkes dürüst, herkes riyakarlıktan nefret ediyor, herkes dedikodu düşmanı, herkes erdemli, herkes namuslu, herkes ahlaklı, herkes insan. eh herkes bu kadar mükemmelse, tüm bu saydığim sorunlular kim? hadi biri ben olayım, yüzde yuz mükemmelim diye iddiam asla olmaz da diğerleri kim be arkadaş? ya kardeşim, sen sürekli kendinden 'ben şöyle bir insanım, ben şöyle ahlaklıyım, ben şöyle dürüstüm, ben asla riya etmem, ben asla dedikodu yapmam' diye bahsederken, ben bir dakika sonra bunları yaptığını görüyorum. hadi beni kandirdın, inandım mükemmel insan prototipi olduğuna da kendini niye kandırıyorsun? 

bir de sonrasında ben sana bunları söyleyince neden beni saygısız, terbiyesiz diye yaftalıyorsun.
ben zaten bunları sana söylerken, senin gibi 'ben mukemmelim' edasında değilim ki?

ben, gözde olarak tüm iyi ve kötü huyları bünyemde barındırıyorum ve sen beni eleştirince dinlemesini de, hak vermesini de biliyorum. evet, biliyorum, aksini iddia edemezsin.
ben sana bu özgurlüğü tanirken, sen niye kendine bu insanlığı yapmıyorsun?

kendimi en iyi tanıyan biri olarak, asla mükemmel olma gibi bir iddiam olmadı.
değilim, olabilir miyim bilmiyorum.
ama en azından kendime de etrafımdakilere de dürüstüm. 

sen?
dur, söyleme midem kalkıyor...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder