21 Şubat 2014 Cuma

http://www.youtube.com/watch?v=7ucx31Hm1DY


boyle de birsey yapmistik, genctik, heyecanliydik ve ben faranjit olmustum uzerinize afiyet.
abla kardes muzik yapariz biz arada.

naçizane bir kayit,

tirmalanan kulaklarin mesuliyeti muessesemize ait degildir.

8 Şubat 2014 Cumartesi

sevgili homo sapiens'ler günümüzden 200.000(yazıyla iki yüz bin) yıl önce zuhur etmişler. ortaya çıktıktan tam 150 bin yıl sonra da evrilerek bu günkü şekillerini almışlar.(150 bin yıl yazı ile yazıldığında çok hanımefendi bir rakam olarak duruyor. ancak modernleşebilmenin ne kadar zor bir süreç olduğunun bir kanıtı...

200 kocaman bin yıl, minimum 70 yaşına kadar yaşayan klasik bir insan için 2.857 küsur ömür demek.
2.857 kez aynı mallığı yaşamak...

her neyse...

bu homo sapiens'ler, düşündüğünün üstüne düşünebilen insanlar yani, bizim atalarımız oluyor.
modern insanın ilk prototipleri...

modern insan derken? neye gore moderniz biz, ya da onlar neye gore ilkellerdi?
felsefe yapmak değil derdim, sadece sifatlara pek takılır oldum.

moderniz biz, modern zaman çocukları, blabla, bikbik...

günümüz modern insanının en büyük problemi kendini modern sanması sadece.

modern, kelime anlamı ile zamana ayak uyduran, çağdaş demek.
yıl 2014, yüzyıl 21.

moderniz, 21'inci yüzyıl modernleri.

bundan 100 sene önceki Mehmet isimli herhangi bir şahıs da moderndi kendi çağı bağlamında.
13'üncü yüzyıldaki bir kadın da moderndi.
ilkçağdaki Aristophanes de moderndi, Alpler'de yaşayan ve donarak ölen buz adam Ötzi'de 3 bin yıl önce moderndi.

neyin modernizmini tartışıyoruz ben anlamıyorum. eskiyi konuşup da 'lan ne kadar geriymişler' diyen zihniyeti de anlamıyorum. her konuşma, biz modern insanlarıza bağlanıyor.
ben modern değilim arkadaş, sifatima ters.

cro-magnon olmayı, elinde dokunmatik ekran telefonla whatsapp'tan mesajlaşan bir insan olmaya yeğlerdim.

adamın biri Isa'dan sonra 5 ya da 6'ncı yüzyılda kalkmış demiş ki 'eskisi gibi pagan değiliz çok şükür'
modern olmuş zat.

şimdilerde biz en ufak bir ilkçağ ya da isa öncesi dönem sohbetlerinin ardından diyoruz ki' onlar gibi mağaralarda yaşamıyoruz çok şükür, moderniz neticede'.
bok yiyelim

mutlu değiliz ama moderniz, sorun bu.
elimizde aygıtlar, hayatımızın en önemli eylemi' tıklamak'; kalkmışız modernizmden gem vuruyoruz.

malız.

biz, bugünün modernleri, geleceğin demode adaylarıyız.
ama hala moderniz, sorun yok.

şimdinin 'modern' diye tabir edilen insan profilini düşünüp 'yahu bunlar mı bizim atalarımiz eki kei kei' diye saçmalayan gerçek primatlar; en yakın starbuck's iki sokak ötede, wi-fi da var. beni yormadan gidip kendi yaşam destek ünitenize kendiniz bağlanın lütfen...


midem bulanıyor, bir de ellerim titriyor ara sıra.
bunlar tansiyonum düşünce ya da başka bir biyolojik sıkıntıdan değil, sosyal problemlerden dolayı oluyor.
ne zaman hayatımda yeni bir şey olacak olsa, yeni bir iş, ilişki(yaklaşık 6 senedir Allah'tan aynı adamlayım) ya da yeni herhangi bir şey; bu semptomları yaşıyorum.

ellerimi kapıya dayayıp, ayaklarımla kendimi geri itmek ve ortamdan derhal uzaklaşmak istiyorum.
yenilikleri sevmiyorum ben arkadaş.

hayatım normal rutininde giderken ve benim bundan bir şikayetim de yokken, nereden çıkıyor şu 'fırsat'lar.
ben sevmiyorum böyle şeyleri.
şu hayatında yeni bir sayfa açıliyor lafından nefret ediyorum.
ben yenilikçi değilim çocuğum, yeni birşey istemiyorum. yıllardır cep telefonumu bile degıştirmedim, tuşlu iyiydi fakat bozulunca geçtik 'yeni' olana. sonuç? dokunmatikte yazı yazamiyorum, auto correctle dehşet saçıyorum.
yenilik sevmiyorum ben. hayatımın ana teması.

yenilik, bende mide bulantısı ve klavyeye kusma isteği yaratıyor.
kusturmayın beni.


okuyamıyorum...
yazamıyorum...

özledim...

kahrolası hayat koşturması...