30 Ekim 2013 Çarşamba

bir bucuk haftadır makarna ve pilav yiyorum.
sigara yok, kahve yok, sebze yok, meyve yok, kuruyemiş yok en önemlisi de çay yok çay.
her gün pilav yemeyen papaza tanrının yaptığı misilleme gibiyim, açlıktan rengim sarardı ama bu koymuyor zira yiyebileceğim başka beyaz bir yiyecek yok ancak çaysızlık çok koyuyor. çok özledim seni çay, bir kavuşalım asla bırakmayacağım ince belini.


hee bir de yaklaşık 10 saat süren diş ağrılarım var. ama öyle tek bir diş değil, 32'si birden halaya tutuşmuşçasına ağrıyorlar. sürü psikolojisi...

ağrı kesiciler bir işe yaramıyor, kafamı duvara vurmak istiyorum bazen ama onun da işe yarayacağinı sanmam.

sonra bana diyorlar ki neden sinirlisin?

neden olmayayım?
açım, yoksunum, ağrım var. 
sen de bir hafta boyunca sadece pilav ya da makarna ye, sigara-çay yoksunluğu çek- uzerine birde dişlerin ve diş etlerin kombine ağrı mesaisine girişsin bak bakalım nasıl oluyorsun. 

uzun zamandır beynimde birilerini öldürmemiştim, diş tedavisi bir başladı, yine birilerini gırtlaklamaya, kesmeye başladım kafamın içinde. ilk başlangıcı da hiçbir şeyden haberi olmayan, benim iyiliğim içın uğraşan dişçimle yaptım. tamamen refleksti, bir hamlede çok canım yandı ve o an onu aynı dişçi koltuğunda gırtlaklarken buldum kendimi hayalimde. 

bu elimde olan birşey değil, biri ya da herhangi birşey bana kaldırabileceğimin üzerinde bir acı veriyorsa, istem dışı onu öldürüyorum hayalimde. 
bir keresinde tanrıyı öldürmüştüm, o derece.

velhasıl blog, çok açım, çok çaysızım. 

doğal olarak ağrım var ve bu ağrıların arasında katil olmamak için kendimi çok sıkıyorum.
ama hayal dünyamda tam bir pisliğim, bu beni suçlu yapmaz değil mi?

ilk önce dünya barışı istiyorum,

o kalmamışsa, ince belli bardakta tavşan kanı, tek şekerli çay alayım, dünya barışı kadar gideri var.

sevgiler, 


ben

evlilik üzerine

Evlenmeden erkek arkadaşının soyadını kendi soyadı yapan kızları anlamıyorum. 
Evlendikten sonra erkeğin soyadını alıp yaşama kısmını da anlamıyorum. 
Ben aslında evliliği de anlamış değilim. 
Hoş, evlenenlerin de pek anladıklarını sanmıyorum. 

Ooof zor işler bunlar, ben gidip Starwars oyuncaklarımla oynayayım.

hayal dünyası hayat kurtarır

Ellerimi boynuna dolayıp, nefes borusunu baş parmaklarımla ezmek istediğim insanlar var. 
Onları ellerimin arasında hayal ettiğimde büyük bir haz duyuyorum. 
Hele o gözleri yok mu? 
Nasıl da fırlıyorlar yerlerinden ben boğazlarını sıktıkça... 
O sırada diyorum ki keşke bir elim daha olsaydı. 
Onunla da bir kaşık alıp o gozlerini yuvalarından çıkarırdım. 
Bu yüzden iyi ki hayal dünyası denen şey var, yoksa tüm bu hayal ettiklerimi gerçekleştirmek zorunda kalabilirdim.

kafamda deli sorular

Neredeyse 15 yıl olmuştur Şeker Kız Ç seyredeli. 
Bunca zamandır hala çözemediğim şey neden Antony'yi öldürdüler. 
İnsanın oynadığı dizilerde oyuncu çok para ister, yönetmenle geçinemez falan, sonra o karakter öldürülür de çizgi filmde neden böyle birşey yaptılar hiç anlamadım. 
Hayır, ekmek istemez su istemez bir karakteri niye öldürür de bizi o yaşımızda 'ağğnntoniiii' diye bögürtüsünüz ki? 
Bir de Terry vardı(Grandchester'lardan), şımdi ne yapıyordur acaba. 
Büyümüstür nitekim, evlenmiş midir ki?

20 Ekim 2013 Pazar

hayatımı yazsam roman olur derler ya hep, ben hayatımı yazsam benimki olsa olsa fabl olur.
tek farkla;

benimkinde insanlar konuşuyor...