24 Eylül 2013 Salı

25 yıllık aşkın bitişi

peynir,
ne çok severdim seni bilirsin.
sensiz geçmezdi bir öğünüm.
her çeşidinden olurdu soframda, o dilimler, o küpler...
depresyona girdiğimde yanımda sen olurdun,
açardın bir kutu krem peynir, kutunun sonuna doğru ne depresyon kalırdı ne sıkıntı...

şarabımın yegane dostuydun sen, hep gravyer alırdım ki başkaları yiyemesin, bir tek bana ait olasın diye,
öyle de olurdu zaten...

seninle şarküteri reyonlarındaki o şehvetli flörtlerimiz hala dün gibi aklımda...
bir kalıp ondan, bir kalıp diğerinden...
tada tada bitiremezdim seni...

peynir,
ben seni çok sevdim, biliyorsun.
senin her halini sevdim; tam yağlı, yağsız, küflü, krem.

sana olan aşkı kimseye duymadım ben bu hayatta.
bir tek sendin istediğim beslenme şekline geçiş yapamamamın sebebi...
ne süt severim ne yumurta; et zaten adı bile tiksindirici- zorlama bir besin.
ama ah sen yok musun peynir...

dün seninle yollarımı ayirdım tamamen...
hayatımda ilk defa buruk bir kahvaltı geçirdim bu sabah.
bana buz dolabınından attığın o iç burkan bakışını ancak ölünce unutacağım.
'gitme, beni küflenmeye bırakma burada' der gibiydin o tabağın içinde dururken.

ama gitmeliyim sevgilim peynir,
ben seni çok sevdim ama hayvanları daha çok seviyorum.
gitmeliyim ve bu suça ortak olmamalıyım.
anla beni lütfen...

senin bir suçun yok, sen de istemezdin onca acıdan doğarak sofralara gelmeyi.
ama maalesef durum bu...
senin var oluşun bir kıyımın ürünü
ve ben bu kıyıma sessiz kalamam peynir.

biliyorum tek başima hiçbir etkim olmayacak belki,
ama içim rahat değil, anlıyor musun?

benim damak zevkim bir acının ürünü peynir.
ben nasıl bir canlı acı çekerken, bundan zevk alabilirim?

yıllardır uğraştığım bir beslenme şekline kati bir kararla geçiş yapıyorum artık.
herkes aklımı kaçırdığımı sanıyor,
ya da marjinal olmaya çalıştığımı.
neden böyle birşeye giriştiğime kimse anlam veremiyor haklı olarak; çünkü biz doğduğumuz ilk andan itibaren hayvansal ürünleri yemeye ve yedirmeye programlandık.
derslerde biz hayvanların etinden, sütünden, derisinden, yumurtasından, gücünden faydalanmamız gerektiği öğretildi.
onlar bizim için yaratılmış, ağzı olup dili olmayan, masum sessiz kölelerdi.
ama öyle değil aslinda.
onlarında en az bizim kadar yaşamaya hakları var peynir.

beni bilirsin, ben bir hamam böceğini bile öldürmem.
ben nasıl et yiyeyim söyler misin?
nasıl yeni doğmuş buzağının içemediği sütü içeyim?
ya da o sütten yapılanları yiyeyim?

ilk et yemeyi bıraktığımda 'onlar biz yiyelim diye var' 'antin kuntin işler yapıyorsun' 'iyice marjinal oldun' diyorlardı insanlar. baştan neden yemediğimi anlatmak istedim, baktım amaçları beni anlamak değil, onlar gibi olmak istemediğim için aşağılamak ya da dalga geçmek; ben de bıraktım anlatmayı.

onlara hiç 'siz de yemeyin' demedim. ya da katilsiniz tarzı ütopik cümlelerle saldırmadım zira ben de yıllarca et yedim.

ancak yetti artık peynir, ben o hayvanları canlı seviyorum.
bunda anlamayacak ne var?

'hayvanlar, insanlar yesin diye yaratılmıştır' diyen zihniyetin; 'kadınlar, erkeklerin mallarıdır, tarlasıdır, mülküdür' diyen zihniyetten tek bir farkı yok bana göre.

artık kendi eksenimde buna son vermeliydim.
uzun bir süreç yaşadım, kah başarılı oldum kah tökezledim.
ama artık sonuna kadar kararlıyım peynir, seni ve turevlerini yemeyeceğim.
et zaten çıkmıştı hayatımdan, süt desem neredeyse 2 yıldır ağzıma sürmedim.
yumurtayla da ilişkim kendiliğinden koptu.
gerçek derinin yanına yaklaşmam, asla giymem.
kürkü görmeye dahi tahammülüm yok.
sentetik yünden başka kazağım yoktur.
kaz tüyü yastığım hiç olmadı, olmayacak da.
hayvanlar üzerinde denenmiş hiçbir ürünü elime almadım.
sirklere, hayvanat bahçelerine adım atmam.
kısacası bunların çoğunu ya hiç yapmadım ya da uzun zaman önce yapmayı bıraktım.

ve şimdi sıra sana geldi peynir...
sen peynir olacaksın diye, o inekler ne acılar çekiyor bir bilsen...

dalga geçilecek yine benle biliyorum.
pek de umrumda değil zaten. zira bu ülkede herkes kendine benzeyen insanlarla olmayı istiyor.
yapacak birşey yok, ben saygı duyarım onlara.
ama onlar da bana biraz saygı duysalar hiç fena olmaz...
zira ben ne marjinal birşey yapıyorum ne de kötü...
böyle hissediyorum ve hissettiğim değerler ölçüsünde aktif olmaya çalışıyorum, hepsi bu...

sevgili peynir, 25 yıllık birlikteliğimizin sonuna geldik...
artık yoksun hayatımda, 
daha doğrusu umarım olmazsın.
beni sakın yanlış anlama; seni çok seviyorum ama gitmem lazım.
çünkü senden daha çok sevdiğim şey hayvanlar ve onlara işkence yapılırken sessiz kalamam.

kendine iyi bak ve küflenme.

sevgiler

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder