18 Temmuz 2013 Perşembe

karşidan bakınca kısa boyum, yaşımı göstermeyen fiziğim ve heyecanlı tavrım sizi hala bir çocuk olduğum izlenimine düşürebilir.
aslında çocuk olmaktan yana bir kaygım da yok, bilakis keşke çocuk olarak kalsaydım dediğim anların toplamı ömrümü oluşturuyor.
fakat ben artık kendi düşünceleri olan, ne istediğini ya da ne istemediğini bilen, karar mekanizmasi olan bir bireyim.
bireyin tanımını yapmamı ister misiniz efendim?

26 yaşımı doldurmama 1 gün kala, bir insan olarak incitildim efendim.
yaşın olgunlukla, büyümekle pek bir ilgisi olmadığını da tekrar tekrar kavradım.
bana iyilik yapmak istemiş olabilirsiniz' en azından ben böyle düşünüyorum fakat bilmediğiniz şey benim bir iyiliğe ihtiyacım olup olmadığıydı.

fikrimi sormadınız, sizlere olan kayıtsız saygımdan ötürü dediklerinizi sorgulamadan biat ettim.çünkü harbiden çok saygı duyuyorum size. ne dediyseniz yapmam bu yüzdendir, bir fikrimin olmaması ya da kendi kendine karar veremememden değil...
ben size koşulsuz guven duyarken, beni hiçe sayıp arkamdan iş çevrilmesi çok üzdü beni.
üzdü çünkü, bu tavrınız bana sizlerin gözünde çocukluktan öteye pek ivme katedememiş olduğumu gösterdi.
zira tam tersi olsaydı, açık oynanan kartlarla pekala niyetinizi anlatabilir ve benim de bu niyete saygı duyarak benden yapmamı istediğiniz şeyi gerçekletirmeme imkan dogabilirdi.
beni üzmek istemediniz, anlıyorum ama sizin anlamadığınız bir insanı bu yolla daha çok üzebileceğiniz.
aşağılanmış hissettim efendim, çünkü siz beni birey olarak görmediniz.
beni aşağıladınız.

bilinçli ya da bilinçsiz, hiç fark etmiyor, bu yaptığinız beni aşåğıladı.
her insanda olması gereken gururu yerle bir etti.
güvenim sarsıldı.
kırıldım ve en zoru da duyduğum saygıyı irdelemeye başladım.
ama kızgın değilim, olamam. zira hamurumda kızmak yok.
ben yine de sizi seviyorum.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder