12 Mayıs 2013 Pazar

acı yazı...

Şimdi siz o kuştüyü yastıklarınıza koydunuz başınızı, 
yatsıyı da kıldınız büyük ihtimalle, içıniz rahat; 
yaptınız size emredilen ibadetleri sırasıyla ve az sonra huzurla uykuya dalacaksınız. 

Ertesi gün de ağzınıza sakız, suçlarınıza kılıf ettiğiniz tanrı kelimesi ile çıkacaksınız meydanlara, 
en büyük acı ifadesini yüzünüze maske edip kınayacaksınız birilerini, 
sonra cenazelere katılıp en önlerden VIP saf ayarlayacak ve muhtemelen bir iki damla gözyaşı dökeceksiniz. 

Göz dağı vereceksiniz, 'çözeceğiz cezalarını çekecekler' diyeceksiniz, 
birkaç prototip suçlu yaratıp bir kaşık balı çalacaksınız ağzımıza;
 sonra muzaffer ve onurlu edalar ile o kesilesi başınız dik, koparılası dilinizde kelimeler vaazlarınızı ardı sıra sıralayacaksınız. 

Ateş düştüğü yeri yakarken siz serin odalarınızda bir eliniz yağ bir eliniz balda, yanı başında emir erleriniz, banka hesaplarınızda size ait olmayan uzerine kan bulaşmış milyonlar, bir foseptik kadar temiz vicdanınızla gece olunca yine o kuştüyü yastıklarınıza başınızı koyacaksınız. 

Yatsıyı da kıldınız, uykuya dalıp geleceği mahvetmek, daha fazla kan dökülmesine yerleşke olmak için yeni rüyalara yelken açabilirsiniz. veremeyeceğiniz hesaplar yazıldı hanenize, elleriniz kanlı ama durmak yok yola devam. 

İyi uykular, sabah namazına kalkmayı unutmayın!

9 Mayıs 2013 Perşembe

çıkarın kamerayı el sallayacağım

gün geçmiyor ki biriyle sınav niteliğinde bir konuşma gerçekleştirmeyeyim.
sanırım ben de bir sorun var. bunları gerçekten yaşıyorum ve paranoya yapıyorum: acaba bir tek benim bilmediğim bir oyunun mu içindeyim de herkes beni sınıyor? iş görüşmeleri yaptıkça, kendimi Amazon ormanlarında araştirma yapan ve yeni bir canlı türü keşfeden bir bilim adamı gibi hissediyorum; ama o bilim adamı keşfinden dolayı mutluyken ben şåşkınlık yaşıyorum. yeni insan türleri keşfetmek çok keyifli siz de deneyin. canınız sıkılıyorsa gordüğünüz bir ilana iş başvurusu yapın, ben öyle yaptım; işte istemeden gelişen diyalog....

P.S; bu arada işi alamadım; aramadılar, ben de aaramadım. ararlarsa da açmayacağım.

insan kaynakları: Ne okudunuz?
ben: Moda tasarım.

Insan kaynakları: Tekstille ilgili degil mi?
ben: evet?!?(içses: noluyo lan?)

Insan kaynaklarI: Daha önce tekstilde çalıştınız mI?
ben: hayır, yani stajlarımı saymazsak. fakat iş deneyimi konusunda 2 yıllık bir deneyimim var. bir dergide editorluk yapmistim.

insan kaynakları: Kalıpla mı ilgiliydi?
ben:(içses: Hop başlıyoruz, kemerleri tak gozde) hayir, basin sektoruydu

insan kaynaklari: kalıp yapmadınız yani,
ben: Hayır, moda ile ilgili yazılar yazdım ve röportajlar yaptım..

insan kaynaklari: Tekstil firmasi miydi?
ben: (içses: Yok ablacım, ben alt yoldaki inşaatta ameleyim; iş tanımıma göre
duvar örüyom, sıva falan yapıyom. gerekirse tesisat da döşerim. mesela senin beyne giden tüm damarlar tıkalı, değiştirelim senin tesisati komple, ha ne dersin?) Hayır; dergiydi. Mecmua, magazin dergisi... Tekstille alakası yok.

insan kaynaklari: ama kalıp yapmamışsınız hiç.
ben: (kalıbımı basarım kamera var dimi, çıkarın lan kamerayı, valla kızmıcam.) öğrenciliğim süresince kalıp çıkardım. Kalıp çıkarmayı biliyorum fakat bilgisayarli kalıp bilmiyorum.

insan kaynaklarI: ne okumuştunuz?
ben: moda tasarım...?!?!!!

Insan kaynakları:bilgisayarli kalip biliyor musunuz?
ben: hayir, bilmiyorum.

insan kaynaklari: kalıp bilmeden kalıp departmanında çalışamazsınız
ben: kalıp biliyorum, bilgisayarli kalıp bilmiyorum.
.
insan kaynaklari: daha once hiç asistan almamistik
ben: ne guzel, ben ilk olacagim ayagim bereketlidir.

insan kaynakları:??

insan kaynaklari: kalip departmani onemli...
(sessizlik)

insan kaynaklari: kalıp ogrenmelisiniz... tekstilde çålışmamışsınız, kalıp çıkarmamışsınız. bunlari öğrenmeniz lazim. mutlaka kalıp öğrenin...
ben: (içses- yüksek bir uçuş söz konusu, kadın türbülansa girdi gözde, kaç)yok ben gideyim, valla hic kalmayayim. saat de gec oldu, evde çoluk çocuk aç. zaten kalıp da ne yapacağım, buralar eğlencelik mekan olmuş kamera nerede gösterin el sallayayım.

 son cumleyi diyemedim elbette... bu konusma yaklasik yarim saat bu sekilde gecti. en son ben pes ettim ve herseye evet dedim. oyle cok evet dedim ki artık bir daha diyemeyecegim.
 ömrüm sınanmakla geçiyor.

6 Mayıs 2013 Pazartesi

kill the teyze, kill the teyze

Şayet bir gün evlenmeye karar verirsem-ki bu tamamen teyzeler yüzünden geçirilen cinnet sırasında verilmiş bir karar olacak-, öyle bir düğün yapacağım ki, bunu gören evlenme çağına gelmiş tüm o masumlar ibret alacak ve evlenmeyi değil uygulamaya koymak, cümle içinde dahi kullanmayacaklar.

Kendimi feda edip gelecek nesilleri bu zulümden kurtaracağım; öyle kiro, öyle öküz bir düğünü emin olun daha önce ne bir yerde görmüş olacaksınız ne de gördükten sonra unutabileceksiniz.... 

Ayrıca ülkedeki mahalle mobingini hayat felsefesi olarak belirlemis tüm teyzeleri de bu düğüne çağıracağım ve düğün sırasında hapur hupur mideye indirdikleri pastanın içine yerleştirdiğim bayıltıcı etkisini gösterdiğinde, hepsini gaz odasına sokup katledeceğim. Sonra o teyzelerin cesetlerinden düğme yaptıracağım

Olur da ileride bir gün yine aynı felsefeyi belirleyen orta yaş üzeri kadınlar olursa, onların ağızlarına bu düğmeleri dikeceğim. Hem de ilik açmaksızın... 
Bu da kesmezse, yine bir düğün yapar bu döngüyü devam ettiririm. 

Yeter beee!!!! Evlenmiyorum kadın, evlenmiyorum komşu teyze; sana ne? Hem ben sana 'Tahtalı köye yolculuk ne zaman? Bak sıra sana geliyor, yaşın da kemale erdi...' diyor muyum? Pamuk gibi kızı(bkz:bendeniz) de-lirt-ti-niz!!

Editörün notu: Esra Eröl hanım, bekleyiniz size de gelecek... 

Bir not daha: Teyzeler-tehlikenin farkında mısınız? isimli diger yazımdan, bu canlı türünün kendimce hazırlanmış bilimsel incelemesini okuyabilirsiniz.

...tu bi kıntiniyıd...

Kierkegaard diye yazılır yüzlerce kez okunur


"Evlenirsen, pişman olursun; evlenmezsen, yine pişman olursun; evlen ya da evlenme ,pişman olursun; ister evlen ister evlenme pişman olursun. Dünyanın salaklıklarına gül geç, pişman olursun; gözyaşı dök, yine pişman olursun; dünyanın salaklıklarına gül geç ya da gözyaşı dök, pişman olursun;dünyanın salaklıklarına ister gül geç ister gözyaşı dök, pişman olursun.Bir kadına inan, pişman olursun, inanma, yine pişman olursun; bir kadına inan ya da inanma pişman olursun; bir kadına ister inan ister inanma, pişman olursun. Kendini as, pişman olursun; kendini asma, yine pişman olursun; kendini as ya da asma pişman olursun; kendini ister as ister asma pişman olursun.''

Soren Kierkegaard




Editorün notu: Platonik aşklarımdan biridir Kierkegaard. Baştan Çıkarıcının Günlüğü'nü okuduktan sonra, evlenmek istemiştim fakat öldüğü aklımdan çıkmış. öldükten sonra yapılacaklar listemde 'Kierkeegard ile flört etmek' kısmı ilk 10'da'... ah be çok yanlış zamanda doğdum, çok geç kaldım çok...

Öldükten sonra yapılacaklar listesi

1. bedenden sıyrılıp, ruh pozisyonuna erişilen ilk anda dünya turu. ozellikle ingiltere ve amerika'ya vizesiz pasaportsuz giriş zevkine varmak.

2. gıcık olduklarınızın evinde ya da işyerinde eşyaları bir yerden başka bir yere hareket ettirmek. (evet, başlarda biraz zorlanabilirsiniz ama bir kaç pratikle halledilebilir diye düşünüyorum.)

3. hayaletlere inanmayı kesmek

4. 21 gramlık bir ağırlığın keyfini çıkarmak(ozellikle kadınlar için on numara bir durum)

5. uçmak!!! ama hayaletler uçabiliyor mu öğrenmek lazım.

6. Kierkegaard ile tanışıp flört etmek.(hastasıyımmm)

7. janis Joplin, Jim Morrison, Jeff Buckley, Michael Jackson, Müslüm Gürses, Amy Winehouse, Mozart ve Bob Marley'den oluşan bir müzik grubu kurmak ve adını 'Heaven Bitches' koymak.

8. Einstein ile sohbet etmek ve 'ışıklarımızı birleştirerek nasıl atom bombası yapabiliriz'i tartışmak

9. Picasso, Salvador Dali ve Van Gogh ile kanka olup, photoshop hakkında ne düşündüklerini sormak

10. Ernest Hemingway ile flört etmek

11. Elvis Presley gerçekten ölmüş mü diye araştırma yapmak

12. Audrey Hepburn ve Greta Garbo ile dedikodu yapmak

13. halka açık yerlerde alanda çıplak gezmek hatta bir üst seviyeye ulaşmışsanız kendinizi anlık teşhir edip ufak bir şok yaratabilirsiniz.

14. birkaç duvarın içinden geçmek(klasiklerden şaşmamalı)

15. Atatürk ile tanışmak ve özür dilemek

16. Bobby Fischer ile satranç oynamak hem de ışık hızıyla

17. August Linng ile flört etmek

18. John Lennon'a, cinayetinde CIA'in parmağı olup olmadığını sormak

19. Nietzche ve Kafka'ya sarılmak

20. dünyada yasak olan şarabın cennette nasıl nehirlerden akabildiği sorunsalını tartışmak

21. Havva'ya bir çuval inciri berbat ettiğini söylemek

22. Michael Jackson ve diğer müzik efsanelerine Justin Bieber ve One Direction hakkında ne düşündülerini sormak

23. Ayhan Işık ile flört etmek

24. Coco Chanel'e çakma ürünleri hakkında ne düşündüğünü ve modanın insanı gerizekalılaştırdığı konusunda ne düşündüğünü sormak

25. Thomas Edison'a ' ampul yüzünden seni çok andık, senin bir suçun yok ama ucu sana da dokundu be usta kusura bakma' demek

26. Leonardo Da Vinci'ye Mona Lisa kadın mı erkek mi, gerçekten gülüyor mu yoksa üzgün mü, bitti mi bitmedi mi gibi dünyevi sorunsalları sormak ve onunla da flört etmek

27. Lidya'lılara iki çift laf söylemek

28. Kleopatra'yla güzellik sırları ve çirkefliği üzerine ufak bir söyleşi

29. Heath Ledger ile evlenmek

30. Dedem ve amcama doyasıya sarılmak...