21 Nisan 2013 Pazar

yardım edin bana!

kafamın içi çarşamba pazarı.
dengesizliğin dibine vurmuş bulunmaktayım an itibariyle.
yani sevinmem gereken şeylerde hunharca ağlayan ve benim için iyi olan kararları kabul ettikten sonra pişman olan ve dövünen bir psikolojim var.

hayatımda bu hep böyle oldu, neden oldu ben de bilmiyorum. herşeyi bilemem ki ben...
üniversite sınavına girdim, tercih yaptım ve yerleştirme sonuçları açıklandı. ikinci tercihime yerleştim. bunu gördüğüm ilk an 'keşke yerleşmeseydim, allah kahretsin ben moda tasarım okumak istemiyordum ki. ne yapacağim ben' diyerek tuvalette ağladım.

derken üniversiteye gittim, orada ilk görüşte bir adama aşık oldum. tanıştık ve ilişkiye başladık. ben çok seviyordum onu ama o ilk gün' neden teklifini kabul ettim ben' diye yurdun tuvaletinde ağladım. şu an beşınci yılımızı dolduruyoruz.

universitede okurken bir dergide moda yazıları yazacak bir stajyer aranıyordu. gittim görüştüm ve işi aldım. oradan çıkıp Kanatlı AVM'nin tuvaletine girip 'ben moda hakkında ne yazacağım, neden kabul ettim ki işi' diye ağladım. yan tuvaletteki kız alttan peçete uzattı ve sevinmen lazım niye ağlıyorsun dedi. ben peçeteye sümkürdüm ve cevap vermeden çıkıp gittim.

aynı dergide bir yıl stajyer olarak çalıştıktan sonra kadroya dahil etmek istediler beni. ben de kabul ettim ve o görüşmeden çıktıktan sonra kahve içmek için gittiğım kafenin tuvaletinde 'ben dergide çalışmak istemiyorum, moda tasarımcısı olacağım, neden kabul ettim ki?' diye ağladım. tuvaletten çıktığımda kapıda kuyruk vardı ve herkes neden içerde hunharca dövündüğümü, başıma kötü birşey mi geldiğini sordu. cevap vermeden yürüdüm ve bol şekerli bir türk kahvesi söyledim. o dergide 2 sene bilfiil çålıştım ve hala çalışıyorum o ayrı.

okuldan diplomamı aldım, artık mezundum. ama o diplomayı alıp okul tuvaletinde 'ben ne yapacağim şimdi mezun da oldum, ne bok yiyeceğim' diye ağladım.

dün iş görüşmesine gittim 'işe alındın, haftaiçi başlayabilirsin' dediler. görüşmeden çıkıp firmanın tuvaletini sordum. tuvalete girip kendimi bir kabine kilitledim ve 'ben işe başlamak istemiyorum. neden hemen aldınız beni, ben ne yapacağım şimdi. istemiyorum bu işi' diye ağladım. sonra o tuvaletten çıkıp babamın yanına gittim. onların fabrikadaki kadınlar tuvaletine girdim ve orada da ağladım. oradan eve geldik, evdeki tuvalette de de ağladım. erkek arkadaşım aradı o sırada; 'neden ağlıyorsun, yoksa işe alınmadın mı' dedi. 'hayir alindim' dedim hıçkırarak ve sadece güldü. 'aşkım bir garipsin' dedi. ona da ağladım.

büyük ihtimal işe başladığim ilk gün yine aynı tuvalette ağlayacağim. sonra evlenme teklifi aldığımda da ağlayacağım, çocuğum olduğunda da. maaşıma zam aldığımda ya da yeni bir araba aldığımda da.

bunlar iyi, güzel şeyler biliyorum ama neden karar kesinleştikten sonra reddetme ve pişman olma psikolojisine giriyorum bilmiyorum. bunu eskisehirde psikologa sormuştum ve kadın bana daha önce boyle bir durum gormedigini soylemişti. bir daha gorusmemis ve psikologa gittigim icin de aglamistim. daha dogrusu verdigim 200 lira icin aglamistim, fis de isteyemedim.

bu arada ev falan tuttugumda da agliyorum. bazen bir siparis veriyorum kafede ama o anda pisman oluyorum. geri de donemedigim icin gozlerim doluyor. ya da bir yere gitme plani yapiyorum misal bu yaz litvanyaya gitme planim var. ama su an pismanim ve vize almamak icin binbir bahane uretiyorum.... falan falan...

birazdan bu yaziyi neden paylastim diye de aglayabilirim. neden boyleyim bilmiyorum, herseyi bilemem ki...

3 yorum:

  1. teşekkur ederim ama bu psikoloji pek alkislanacak turden degil:) daha cok xanaxla uyutulacak turden:)

    YanıtlaSil
  2. digerlerı gıbı cok ıyı olmus,benım de aglamakla bır problemım var bırının agladıgını duydugum da yada bır sekılde bıldıgım de cok etkılenıyorum ve aglayan bırını gordugum de (tanımam onemlı degıl) gozlerım dolar. psıkologa da baska problemler cıkmasın dıye gıtmıyorum,siz en azından sormussunuz.bence xanax ı bosverın bır sekerlı turk kahvesı ıcın hatta belkı ıkı;)

    YanıtlaSil