27 Nisan 2013 Cumartesi

olmasi umulan diyaloglar





Cv'nizi inceledik ve sizi görüşmeye çağırdık. özgeçmişiniz bayağı bir etkileyici... Anadolu Universitesi Moda tasarım'dan mezunsunuz. hayalinizdeki bölüm müydü?
---Hayır, açıkçası ben siyasal bilimler okumak istemiştim fakat olmadı. ufak bir sinir harbi sirasinda universite kayit formu doldurursaniz olacaği budur.

Hmmm, ama dört yıllık bir eğitimden sonra fikriniz değişmiştir belki.
---Evet, bu ülkedeki insanların ne modadan ne siyasetten anlamadığını birkez daha kavradım. ama bu bizim üretemeyeceğimiz anlamına gelmiyor elbette.

Neden birakmadınız okulu peki?
---Tekrardan sınava girmeye takatim yoktu da ondan. ama iyi ki bu bölümü okumuşum, yoksa bu sektörün dinamiklerini uzaktan bilecek, içine girdikçe daha da seviyesizleşen bir sektör olduğunu görmeyecektim. ama sevdim, yani kısmen.. tasarlamak çok keyifli ve seviyorum.

Giyinmek sizce nedir?
---Tamamen bir maskedir.
Pardon?
---Maske, kişiliği örten bir kılıf. canlı olmayan bez parçalarını canlı olan organizmanın önüne geçirmek. ben nüdizme yakın hissediyorum kendimi. özümüz neyse o olmalıyız. insanlar giysilerini sadece bulundukları ortama kendilerini kabul ettirmek, başka hiçbir vasıfları olmadığından o giysilerle bir vasıf sahibi görünmek içın giyiniyorlar. ben buna karşıyım.

Fakat bu sizin mesleğiniz...
---Maalesef...
Bu kadar sevmiyorsanız, neden iş arıyorsunuz?
---Tamamen duygusal... Aslında seviyorum ama benim sevdiğimle işverenlerin beklentisi aynı değil. ben yararlı üretimi, yaratma kavramını seviyorum fakat frekans ayarlarımızda denklik yok. sistem yaratmayacak, kul olacak eleman arıyor. işte bu yüzden yaşama uğraşı oluyor iş aramak benim için, hoş yaşamak denirse buna. peki siz neden bir işçi arıyorsunuz?

Anlayamadım?
---Siz neden bir işçi arıyorsunuz basit bir cümle?
İş hacmimiz ve dinamiklerimiz her geçen gün artıyor ve daha çok üretim yapıyoruz. bu üretim çizgisinde, bünyemize yeni ekip arkadaşları ekleyerek hızımızı ve üretme gücümüzü geliştirmek istiyoruz.

---Daha zengin olabilmek ve insanları daha fazla tüketime itmek için asgari ucret alıp aldığının çok üstünde bir performansla banka hesaplarınızın genişlemesine yardımcı olacak bir insan arıyorsunuz yani. ve buna ekip arkadaşı diyerek sevimli oluyorsunuz, tarzınızı sevdim:)
Anlayamadım Gözde Hanim, tekrarlar mısınız?
---Diyorum ki elbette sizinle çalışacak bir ekip arkadaşı olurum. tüketim toplumunu destekliyorum ve bireysel zenginliğin ekip ile arttirilacağinda hemfikirim.

...Hhmmm.... işinizde pek deneyim sahibi değilsiniz gördüğüm kadarıyla. daha önce bir firmada çalışmamışsanız. bizim için deneyim önemlidir...
---Benim için de, fakat işe almadıkları sürece nasıl deneyim kazanırım ben bilemiyorum, bu bir ironi:) ama kendime guveniyorum ve calismanin ibadet oldugunu dusunuyorum.

Neden işe alınmadınız peki?
---Çünkü altyapılari ve IQ'ları beni calıştırmaya yetersizdi, kullanilmakla calismak arasindaki farki biliyordum, sistemin yetistirdigi bir robot degil insanlıginin pesinden giden biriydim ve kazanma hırsım yoktu. sadece yaratma ve yararlı olma hırsım vardır ki bu da kimseye zarar vermez. ama o firmaların çizgilerinde ne yaratmanın ne de yararlı olmanın iki Y'si de yok. tek Y var o da 'Yeme'nin Y'si. harflerimiz uyuşmadı diyelim.

... Anlıyorum... peki, bize yararlı olabileceğinizi düşünüyor musunuz?
---Kesinlikle, ben yararlı olmak için yaratılmışım.

Kendinize cok güveniyorsunuz..
---Bu dönemde sadece kendime güvenebiliyorum, siz de bilirsiniz insanlar güvenilmez oldular; bu yüzden güvenme potansiyelimin hepsini kendime yoğunlaştırdım.

Farklı bir bakış açınız var. ancak kafam karıştı hem bu sektörü sevmeyip hem de bu sektorde çalışmak istiyorsunuz. bu bir ironi... neden böyle birşey yapıyorsunuz?
---Sevebileceğim bir yanını bulmaya çalışıyorum. bu sürekli sisteme laf söyleyip de o sistemden ayrılamamak gibi maalesef. bir şekilde kendime sevebileceğim bir alan bulabileceğime, kendim gibi insanlrın da bu sektorde olabileceğine olan inancımı kaybetmedim. ya da tam aksi olacaksa da, en azından insanların ne kadar basitlesebildiğini yakından görürüm ve inanmamak için bir nedenim olur.

Firmamız, 15 yildir bu sektorde... şu an 500 çalışanımız var, erkek giyim üzerine içpiyasaya ve yurtdisina calisiyoruz. gün geçtikce buyuyoruz. bize ne gibi bir yenilik getirebilirsiniz?
---Beni işe alın ve görün...

Çok nüktedansınız ama bilmemiz gerekiyor.
-fikirlerimi kendimi garanti altına almadan paylaşmıyorum, malumunuz fikir hırsızlığı çağımızın vebası.

Bu çok genel bir sorudur ve hemen hemen tüm iş görüşmelerinde sorulur.
---Ben sizin farklı bir firma olduğunuzu sanıyordum. hala başarabilirsiniz...
.........

CV'niz iş deneyimi konusunda eksik olsa da siz ve özgeçmişiniz etkileyici. seyahat engeliniz yok, yabanci diliniz yeterli, fiziksel bir probleminiz de yok. full time calışmak istiyorsunuz ve departmanimizdaki acik kadroya da uygunsunuz. herhangi bir sabika kaydiniz var mi?
---2002-2005 arasinda 3 dizi cinayetim var fakat yakalanmadığim için sıkıntı olmayacaktır.

Pardon?
---Nükteydi. sabıkam yok, yani ikinci anlamıyla işlediğim ve mahkemede sabit bulunmuş bir suçum yok. ilk anlamıyla ise elinizdeki özgeçmiş de bir nevi sabıka kaydıdır...

??Ne demek istediniz, pardon?
---Sabıka, geçmişte olan demek... neyse herhangi bir suçtan hüküm giymedim...

Peki, Gözde Hanim, çok farklı bir sohbetti. biz gerekli gorüşmelerden sonra sizi arayacağız.
-zahmet etmeyin, ben ararım sizi. işleriniz yogundur, ayrıca avutulma çağinda bir genç kız değilim. o yuzden görüşmemek üzere diyerek bu toplantıdan yelken açıyorum. esen kalın

1 yorum: