3 Mart 2013 Pazar

-de-da-da

Türkiye'de eğitim-öğretim hayatı minimum 16 sene.

Bu 16 senenin ilk 12'si aynı dersleri tekrar tekrar görmekle geçer. 
Mesela Türkçe Dil Bilgisi dersi gibi...

Malum genç ilkokuldan itibaren 'bağlaç, ünlem, sıfat nedir, Fıstıkçı Şahap kimdir' gibi bir çok terimi her sene tekrar tekrar öğrenir. Bir nevi 50 Ilk öpücük filminin gramer dersi versiyonu gibidir bu süreç. 

Ayrıca o genç aynı zamanda bir Dory'dir. Kayıp Balık Nemo'daki Dory hani, şu unutkan olan...

Bu öğrenci 12 sene boyunca tekrar tekrar öğrendiği '-de,-da' bağlacını, '-ki' ilgi ekini, sert ve yumuşak ünsüzleri ve daha nicelerini gelecekteki hayatında bir daha hatırlamamak üzere unutur. Ardından anadilini fütursuzca kullanma konusunda pir olur. Fakat bilmez ki kimi insanların gerçekten de bu tür yanlışlara tahammülü yoktur; hele ki o gencin yıllarca bu eğitimi aldığını biliyorsa ...

Velhasıl sevgili dostlar, çağ internet çağı, her şey yazıyla. Kendinizi konuşma dilinde ifade etmek, hataları kapatmak daha kolaydır. Fakat ortam sanal olunca, dil de yazı olunca o 'İstanbul da kalıyorum', 'Ayşede geldi', 'Zonguldak da buluşacağız, benim ki geldi' gibi nice hatalar harbiden can sıkıcı oluyor. Bu da yetmezmiş gibi emin olamadığınız için ayrı yazılması gerekenleri bitişik, bitişik yazılması gerekenleri de ayrı yazıyorsunuz, 'aman doğru kullanayım, düzgün bir dilim olsun' diye kaygılanmıyorsunuz ya, o şuursuz hallerinizle çok şapşal bir sevimliliğiniz oluyor. Öyle ki sizi ilk bulduğum yerde sıkıca boynunuza sarılmak ve nefesiniz kesilene kadar o şekilde kalmak istiyorum.

Allah cezanızı vermesin,


Sevgiler

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder