7 Mart 2013 Perşembe

ikiye bölünmek ne demek biliyorum artık.
mesafeleri sevmiyorum bu yüzden, ayrı şehirleri, uzaklık kelimesini sevmiyorum.
altı yıldir içinde yaşadığım bir özlemi dindirmek üzereyken, yeni yeni özlemler peydahlıyor hayat benim için, istemiyorum.
yüreğim hep ikiye bölünmek zorunda mı?

eskişehirdeyken ailemi özledim delice, her gittiğimde zaman çabucak geçti, oyamadan geri geldim. 19 yaşında geldiğim bu şehirden altı sene sonra ayrılıyorum. altı yıllı¨bir özlemi dindirmeye, altı yıldır burnumda tüten ailemin sıcaklığına gidiyorum. son bir hafta, sonrasında en sevdiklerime sarılabileceğim.

peki, altı yıl önce burada kurduğum hayat? bir de o var tabii, şimdi ondan vazgeçmeliyim.
ne şehir, ne yaşam tarzı.. bunlar değil bahsettiğim.
burada hayatıma iyi ya da kötü fark etmez, bir şekilde dokunan insanlar oldu.
bir adam sevdim ben burada, onunla büyüdüm. en zor anımda, en mutlu anımda hep o oldu, buradaki ailem oldu. şimdi altı yıl önce esas aileme yaptığımı ona yapıyorum, bırakıp gidiyorum onu.
sırada ona duyacağim özlem var, ona sarılmak istediğimde sarılamamak var. sadece sesi ile yetinmk var... tıpkı ailemde olduğu gibi...

çok zor. bunu ikinci kez yaşamak daha da zorlaştırıyor çünkü altı yıllık bir deneyim vardı zaten, ikinci kez, bu sefer kaç yıl süreceğini bilmediğim bir özleme giriyorum.

ikiye bölünüyorum...

burada sevdiğim insanlar var, iş arkadaşlarım, arkadaşlarım... tanınabilecek en mükemmel insanları tanıdım, belki de nadir şanslı olan insanlardanım. şimdi onları bırakıp gitme vakti. herkes 'orada da kuracaksın yeni bir düzen' diyor. ama kimse sen bunu istiyor musun diye sormuyor. ben bunu istiyorum, evet, aileme olan özlemim katlanamayacağım boyutlara ulaştı ancak ben bu özlemi dindirirken yeni yeni özlemler icat etme fikrinden nefret ettim. gitmeden, özlem duymaya başladım... herkesi görmek, herkesle son bir kez görüşmek, sevgilimin yanından bir an olsun ayrılmamak istiyorum.

of

ileriye giderken, geride birşeyler bırakmak zorunda olmak çok zor, hele ki gerçekten seviyorsan o bıraktıklarını, işte o zaman yüreğine dikenler batıyor.

altı yıl önce, tek başıma bir hayat kurduğum bu şehirden, altı yıl sonra bir sürü harika insanı tanımış olarak, iyi insanların arasında çalışmış, okumuş, büyümüş olarak geldiğim şehre geri dönüyorum.

bir valizle geldiğim bu şehirden, sevmiş ve sevilmiş olmanın mutluluğu, bir sürü güzel anı ve gözyaşı ile ayrılıyorum...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder