30 Mart 2013 Cumartesi

çık oradan, lütfen çık...

belki bir hediye belki de lanet benimki... ama bana göre 'bilmek' bir lanet, çünkü engel olamıyorsun olacaklara.acıyı herkesten önce çekiyorsun ama yine de engel olamıyorsun. keşke bilemeseydim...
 al bunu benden...


 14 şubat 2008'de, birbirimize son sarılışımızda, bunu bir daha yapamayacağımızı biliyorduk. gozlerinin içine baktığımda, o güzel ela gözlerin nemliydi ve acı doluydu. ilk defa sabah erken kalkmıştın beni geçirmek için, öncesinde geceden vedalaşırdık. keşke yine öyle olsaydı... o gün bir anlık sessiz bir konuşma yaşadık aramızda, ikimizin de gözleri doldu, ama itiraf edemedik birbirimize. sen bana 'kendine çok dikkat et güzel kızım' dedin, bense 'seni çok seviyorum' dedim. o kapıdan çıkmak, otobüse binmek hiç bu kadar perişan etmemişti beni. neden geri dönüp sana koşmadım ki? neden her gelişimde yaptığım gibi seni çıkaramadım o hastaneden? neden ömrümden veremedim sana? oysa öyle çok istemiştim ki hep yanımda olmanı, sesini duymayı, sana sarılmayı, seninle saatlerce sohbet etmeyi...

o son anda biliyorduk ikimizde, sadece biz biliyorduk ama dillerimiz bağlandı. diyemedik birbirimize '  -gidiyorum,
-gitme'...

o son bir ay beni bekledin o hastanede ama ben gelemedim. çıkaramadım seni, ellerinden tutup 'hadi, gidiyoruz, bak ben geldim' diyemedim. 30 mart akşamı, saat sekizde zaman durdu kaldığım yurt odasında. nefes alamadım, konuşamadım... sonra geçti o anlık ölüm, anlam veremedim. yanımda hissettim seni, biliyorum vedalaşmaya geldin ama ben reddettim. yarım saat sonra telefonum çaldı, arayan babamdı. ilk defa açmaya korktum o telefonu, ilk defa daha babam söylemeden kuracağı cümleleri biliyordum. telefonu kulağıma koyduğumda karşida kardeşim, hıçkırıklarla 'abla, dedem artık yok. başımız sağolsun' diyebildi, perişan ama senin öğrettiğin gibi güçlü olmaya çalışarak. ben telefonu suradına kapattım. biliyordum ki gittiğini, yarım saat önce sen son nefesini benimle vermiştin, yine ilk ben bilmiştim ama reddetmiştim, çünkü sen beni bırakmazdın...

o gece son kez gördüm seni, rüyamda evin oradaki çitlenbik ağacının altında oturuyorduk. konuşuyorduk birşeylerden ve sen ayağa kalktın, bana sarıldın 'gitme vakti geldi, babaaanen merak eder sen eve git' dedin. öptük birbirimizi; yine gozlerine baktım, bu sefer nemli değil huzurluydular. 'sen gelmiyor musun dedem?' diye sordum sana, gülümsedin. ve ben uyandım, yanağımda öpücüğünün bıraktığı his vardı. son kez vedalaşmıştın benimle rüyamda... o kadar çok ağladım ki o gece, bir daha seni goremedim rüyamda.

şimdi geriye dönüp bakıyorum, beş yıl olmuş... ikinci babama sarılamadığım beş yıl... artık toprağını seviyorum, fotoğraflarına bakıyorum. sesini hala duyuyorum, nasıl bir ton olduğunu unutmamak istiyorum. ama yetmiyor hiç biri, sen benim ikinci babamdın, hiçbir şey yokluğunu gizleyemiyor. senin odanda kalıyorum şimdi, ben döndüm İzmir'e, senin dizinin dibine ama sen yoksun... şimdi daha cok acıtıyor yokluğun, çocukluğumun geçtiği bu evde, sensiz sofraya oturmak, sabah seninle sabah çayı içememek, yürüyüş yapamamak çok acıtıyor. seninle saatlerce bulmaca çözerdik, sen bana ögretirdin bilmediğim kelimeleri. gittiğinden beri bulmaca da çözemiyorum artık, sen yoksun, kime soracağım ki?

zaman pansumandır derler, acılar zamanla azalır. hayır... benim hala acıyor canım. beş yıl önce koydular seni o mezara, ben hala koyamadım. seni o küçücük toprak parçasının altında görmeye dayanamıyorum, içinde olduğunu kabullenemiyorum. o yüzden gelemiyorum mezarına. bugün uzunca bir aradan sonra geldim, sinirlendim çok. çık oradan dedim içimden, çık, çık, çık!!!!!

sen gittiğinden beri eksiğiz, hiçbir zaman da tamamlanamayacağız. insan olmanın en acı yanı bu işte, kayiplar versen de yaşamaya devam ediyorsun. kalabalık çıktığın bu yolculukta her durakta birini bırakarak ilerliyorsun.

ölümden korkmuyorum, aksine hayatımdaki insanların birgün öleceği ve beni bırakacaği düşüncesinden dolayı bunu erkene almak ve ilk giden ben olmak istiyorum...

birgün buluşacağız, benim ineceğim durakta beni bekle lütfen, bekle ki sana tekrardan sarılıp 'bak, ben geldim' diyebileyim...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder