10 Ocak 2013 Perşembe

huzursuz parmak sendromu-10

--şimdi asıl sorunsal gazeteciler gününü kutlayacağımız gazetecilerin büyük ve önemli bir kısmının tutuklu olması. hani çalışan gazeteciler günü ya onlar bu kutlamanın içine dahil mi değil mi? tabii burada çalışmak eylemini de başlıca bir sorunsal olarak değerlendirebiliriz; neye çalışmak? çalışmak yalakalık mı yapmaktır yoksa dürüstlük müdür? eğer ilki diyorsanız o zaman GOYGOYCU ve yalamaya çalışan gazetecilerin çalışan gazeteciler günü kutlu olsun. dünyada gazeteci tutuklama konusunda bir marka olan ülkemi gözlerinden öperim!!!

--mesela yök redhacke dava açacağına o dosyaları, hani yolsuzluk olanları ele alıp inceleseydi, soruşturma açsaydı, yolsuzluğu çözseydi diyorum, sonra ardından aklımda 'lan o zaman biz kesin atomu da parçalardık, uzaya astronot da gönderirdik, ne bileyip koyun falan klonlardık adını da osman neyin koyardık' önermeleri beliriyor. sonra bir anda fark ediyorum ki burasi turkiye, burada adalet yok. nitekim koyun da klonlamaya gerek yok bizde yeterince var zaten, hem de iki ayaklı... bir de aklıma takılan bir diğer şey: yolsuzluk varsa yolluluk da olmalı, değil mi? peki bu yollular kim oluyor?

--sinekler bile ışığa gelir ama bizim ülkemizdeki birtakım gerizekalıların sinek kadar beyinleri yok. cehalet de cehalet!

--saros fay hattı yürekleri hoplattı bugün. ofisteki masam klavyede her yazı yazdığımda sallanır ve ben deprem oluyor sanar, paranoyak bir şekilde arkadaşlara sorarım. ilk defa deprem oldu, bense yazı yazarken sallıyorumdur diye bu sallantıyı sallamadım ve bu yazıda ne kadar çok sallamak eylemini kullandım ya kendimi tebrik ediyorum. velhasıl kimine göre 6.2 kimine göre 5.8 bazıları için 0 fakat biz 7'nci kattayız ve o an hissettiğimiz 3 buçuk!

--Kürk ve egzotik deri bir giysiyi giyen kadın gördüğümde;
- onu yere yatırıp elime aldığım birkaç jilet ile derisinde ufak yarıklar açmak ve o yarıkları cımbızla çekmek istiyorum.
- vücudunun her yerine deri altına geçecek şekilde kanca takıp vinçler ile çekiştirmek ve havada sallandırmak istiyorum
-kezzapla vücutlarında desen oluşturmak istiyorum, özellikle egzotik desenler
- ucu jilet kadar ince...
ltilmiş kızgın demirleri deri altına sokmak ve derisini parça pinçik etmek, ardından da ufak parçalar halinde yüzmek istiyorum
-çırılçıplak soyduktan sonra ayaklarından tavana asıp, ayak bileklerine attığım ufak kesiklerden derisini yakalamak ve gövdeye doğru çeke çeke çıkarmak istiyorum. ben bunları yaparken hiçbir şekilde acıdan bayılmasına da izin vermem basarım adrenalini soğuk suyu uyansın pislik.

--ankara defterdarlığı, mizah dergisi kapağı paylaşan 6 çalışanı hakkında soruşturma başlatmış. başbakanı küçük düşürmekmiş yaptıkları. zihniyetini öptüğümün ileri demokrasisi
--mıknatısı icat etmemiş olsak da iticilik kavramında bir marka olabilecek nitelikte rezerve ahip olan bir ülkeyiz. Bkz: ajdar, nihat doğan, demet akalın, erol köse, hilal cebeci, serdar ortaç, nagehan alçı ve kocası olacak o adam, mehmet ali biyand, politişıns... şimdilik aklıma gelenler bunlar) bir de ithal ettiklerimiz var mesela ivana sert
--ne böcekten, ne yükseklikten korkarım. ama konu galoş olunca ödüm bokuma karışıyor. galoşlardan harbiden korkuyorum. Bu korku galoşu giyip muayenehaneye girmek değil, galoşla muayenehaneden çıkıp insan içine karışmak. bunu pek çok kez yapmışlığım olduğundan, bir zaman sonra toplum içerisine galoşla çıkma korkusu diye bir korku türedi bünyede. üst üste yedi kez kamikazeye binme rekoru olan ben, rollar coaster bilet gişesini bezdirip kovulan ben, galoşla çıkılan muayenehane kapısında yaşadığım korkuyu bungee jumping yapsam yaşamam.
--ben senin ninja olabilme ihtimalindeki olamama yüzdenin fazlalığını sevdim...
--“Noel Baba insanlara şirin görünerek birçok kötülüğün kapısını aralamaktadır. İnsanlar, Noel motifleri arasında içki, uyuşturucu, fuhuş batağına dalmaktadırlar” diyerekten, şişme noel baba ile eylem yapan yurdum anadolu gençlik cemiyetinin pek sevgili ve yaratıcı gençleri, siz de canım olmaya hak kazandınız
--fotoğrafta omzu görünen akademisyeninin omzunu paint ile kapatan yurdum üniversitesi, canımsın!
--Apple'dan Iphone kullanıcılarına mesaj: arkadaşlar biz o telefonun ön kısmına da kamera koyduk, mal mısınız niye hala aynadan fotoğraf çekiyosunuz jerks?
--mesela botoksun iyi yanları da var, özellikle de botoks yaptıran kadının kocası veyahut sevgilisi için... karın çok mu surat asıyor, bas arkadaşım botoksu. cillop gibi surat asamayan, mimik yapamayan bir karın olsun. hoş yapıyor olsa da anlamazsın, ne kadar botoks o kadar kafa rahatlığı...
--o aforizmadaki çöl Türkiye, kutup ayısı devlet, bahtsız bedevi de halk. kutup ayısının bahtsız bedeviye yaptığı istismarın kanıtı da faturalar.
--halının altına süpürülen toz gibi olan insanlar var. bir de o halının ucunu kaldırıp, o tozu ortaya çıkaran dedikoducu komşu teyzeler.
--Ironi nedir? Adamın botoks yaptırmış eşine benzemez kimse sana isimli şarkıyı ithaf etmesidir.
--bazı günler içimde seri katil taşıyorum ve işte o günlerde dehşet saçmak ve dünyayı daha yaşanabilir hale getirmek için kendime ulvi bir misyon edinebileceğimi hissediyorum. sonra da diyorum ki "sakin ol, içindeki seri katili dizginle, dünya senin de ellerine kir bulaştırman için böyle bir sistem kuruyor. çubuk kraker alıp çay demle, boşver boklu suratları".
-- instagram meğer eksiklikmiş hayatlarımızda, hoş benim hala yok. insanlar ne kadar paylaşımcıymış da zerresini koklatmamışlar yıllarca. şimdilerde sürü psikolojisinin etkisiyle instagram dünya mutfaklarının yer aldığı bir online açık büfe. yediklerini içtiklerini paylaşıyor da insanlar,tüm bu mamaların ardndan tuvalet faaliyetlerini de paylaşsalar kolaj tamamlanacak. hani sıçtığı da kendine kalsın diyorsanız, o zaman o eylemin bileşenlerini de paylaşmayacaksın bebeğim... before after more after senkronunu tutturacaksın çiçeğim.
--bu dünya üzerindeki herkes degil ama cogunluk verilmis ve tutulmamıs bir söz kadar kayıp.
--ayşegül dondurma isminde bir kişiliğim var. kimse bilmez, aslında bilenler var ama o bilenler ayşegül'ün ben olduğumu bilmiyorlar. insanlarla tanışmaktan zaten hoşalnmıyorum, sütüne üstlük bir daha görmeyeceğim bir insanla tanışmak, tanıştığıma memnun oldum demek-ki hiç tarzım değil-, adımı söylemek... bunlar bunca kaosun arasında gerçekten gereksiz şeyler. o yüzden geçmişte beni ayşegül diye tanıyan ve gelecekte de bu sınıfta yer alacak olan kişilerden özür falan da dilemiyorum.
--ne kadar ezik karakterli kendini beğenmiş kibir torbası bebe varsa bana denk geliyor. hoşt!
--modern insanlarmışız biz, yani bu yüzyıldaki teknoloji kullanan, instagrama fotoğraf yükleyebilen, dünyanın altın çağının çocuklarıymışız. kendimizi harbiden birşey sanıyoruz. antik mısırlılar da kendilerince moderndi, ortaçağdakiler de moderndi 9yy'a göre... kime göre neye göre modern, malız biz mal!
-- history channel seyrediyorum sürekli, antik uzaylılar diye bir program var. isnanlar çıldırmış olmalı... kendimizi bok ettik yetmedi uzaylılara sardık. babili uzaylılar mı yaptı, atlantisi uzaylılar mı inşaa etti, piramidleri yapan uzaylılar neden mısırı terketti? uzaylılar öpsün sizi, bir onlar kaldı çomak sokmadığımız zaten. özeniyorum şu uzaylılara cidden, dünyadan uzakta misler gibi yaşıyorlar. anlamadığım insan ırkını niye merak ediyorlar. salağız biz uzaylı kardeşler, basit yaratıklarız merak edilcek birşey yok.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder