21 Aralık 2012 Cuma

ezikliğin dayanılmaz acısı

Dün akşam işten çıktıktan sonra, her tarafı kaplamış karın ve iç organlarımızı dahi dondurabilecek kadar soğuk olan havanın bezdirici ağırlığında, sıcacık evime kavuşma tutkusu ile yürüdüm yolda. Kendi sokağıma vardığımda, uzun zamandır beklediğim sevgiliye ulaşmışçasına bir mutluluk duyuyordum; birazdan sokak kapısından girecek, hızlı adımlarla merdivenleri tırmanacak ve sıcak yuvamda pijamalarım ve kahvem eşliğinde sevgilim ile sherlock holmes'umu tekrardan izleyecektim. Bu mutluluk, uyuşmuş parmaklarımla zar zor tutabildiğim -10 derecedeki anahtar kadar uzağımdaydı... Kapıyı açtım ve girdim apartmandan içeri.

İki adım attıktan sonra, ufak bir kağıt parçası ilişti gözüme. Posta kutumda "beni gör" dercesine duruyordu. O minik, masum kağıt parçasının günümü mahvedecek bir detay olduğunu nereden bilebilirdim ki? Hızlıca kağıdı alıp çantama attım ve koşar adım tırmandım basamakları. Mutluluk ve huzur bir kaç adım ötemde, 55 derece sıcaklıkla beni bekliyordu. Evin kapısını hızlıca açtım, o an denizden esen meltemin teni yalayıp geçmesi gibi, yumuşak bir sıcaklık dokundu yüzüme.
"İşte, huzur bu" dedim...

Bütün gün üzerimde ağırlık yapan ne kadar giysi varsa hızlıca çıkardım ve tüm gün beni bekleyen sevgili pijamalarımı giydim mutlulukla. Sonra kahve suyumu koydum ve beş dakika önce posta kutusunda gördüğüm o minik kağıt parçası geldi aklıma, çantadan çıkardım.

Kağıdın ne olduğunu anlayana kadar hayatım mükemmeldi, mutluydum, sakindim, bir hindu rahibi kadar huzur doluydum, nirvanaya ulaşmış bir dinginlikte kahvemin olmasını bekliyordum. Tek istediğim sıcacık yuvamda huzur veren bir akşam geçirmekti. Ama tüm gün hayalini kurduğum,  düşme riskini göze alarak buzlaşmış karın üzerinde koşar adımlarla ulaşmaya çalıştığım sıcak ev, huzur... Hiç birinin bir anlamı kalmadı.

O küçük, beyazımsı kağıt bir faturaydı, doğal gaz faturası...
ufak bir kendini kaybetmişlik, şimşekler, beyinde yankılanan garip sesler, ters epifani...

İnsan büyük bir acı yaşayınca er ya da geç bunu kabulleniyor, psikolojide acıyı hazmetme beş aşama ile anlatılıyor:

-inkar
-öfke/isyan
-pazarlık
-depresyon
-kabullenme

Ödemem gereken tutarı gördükten sonra geçen bir 10 dakikalık kendiliksizlik süresinin ardından ben de bu aşamaları tek tek yaşadım...

-inkar: virgülü yanlış yere koymuşlardır caanıım, hata vardır(içsel-dışsal monologlar, acınası bir hal)

-öfke/isyan: 55 metrekarelik evde sauna mı işletiyozzzz, allah cezanızı versin, ödemiyorum lan bu faturayı, gelin kesin doğalgazı, ben sizin gibi.............................................................................................................., sizi ilk gördüğüm yerde.................................................... o zam yapan ellerinizi................................................................( yüksek sesli, yer yer küfürler içeren, zeka seviyesi yeterli olanlar için +18 monologlar, çığlıklar, sinir krizleri, komşulardan gelen uyarı)

-pazarlık: halledebilirim, yarın giderim esgaza, es kaza bir fatura geldiğine dair dilekçe veririm, medeni iki insan gibi çözebiliriz. (kendi kendini telkin eden salak monologlar)

- depresyon: böyle yaşanır mı, ufacık bir mutluluğu bana çok gördün esgaz, sıcak evimin hayallerini yıktın. hava eksi bilmem kaç ama biliyor musun esgaz, üşüyen bedenim değil, kalbim üşüyor, kırdın kalbimi... soğuktan donayım da gör sen...( salya sümük monologlar)

-kabullenme: ilk önce açtığım kombiyi kapatayım, yarın da gider faturayı öderim artık yapacak birşey yok. bir şekilde alacaklar bu faturayı benden zaten, ama helal etmiyorum, inşallah sıcak evlerinizde zatürre olursunuz doğalgaza zam yapanlar. ama ödeyecez kaçış yok...

Ufak bir kağıt parçası deyip geçmemek lazım...
O minicik kağıt parçası bana yaklaşık yarım saat süren bir sinir krizine, bu krize bağlı olarak kaybedilen birkaç sinir hücresine, hatırı sayılır ölçüde gözyaşına ve maaşımın kalan kısmını faturaya yatırıp, yeni yıla dımdızlak girecek olmanın verdiği ezik ruh haline neden oldu.

Ayrıca yan komşunun "bana 80 geldi, senin çalıştırdığın bana yaramış hohihohihohi" şeklinde, cami duvarına işeyen köpeğin fütursuzluğundaki sözleri tüm doğalgaz camiasına duyduğum kini ondan çıkarmama neden oldu.( hayır, son olay bir hayalden ibaretti. onu orada pataklamak isterdim ancak yapamadım. Sadece "bu fatura kıvrılacak kadar büyük değil, allahın sevgili kuluymuşsun" deyip eve girdim)

Sonrasında ise malumunuz üzere kombiyi kapatıp, bazadaki en kalın kazak ve ceketleri çıkardım. güzeller güzeli, birtanecik pijamamın üzerine en kalınından bir sweat ve hırka giydim.
Ayağıma da yünlü çorap üzeri patik ve maymunlu pandufladan oluşan kombinasyonu geçirip, hızla düşen ev ısısının ortasında ezikliğimle başbaşa kaldım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder