28 Aralık 2012 Cuma

çubuk krakerden hallice

24 yaşındayım, yerine göre 20 bazen çok canım sıkılırsa 26...
her neyse kısaca 88 modelim.
çok mu GDO'lu besin tükettik, hiç mi okunmuş pirinç yemedik bilemedim.
yok böyle bir yorgunluk...
aynada gördüğüm kafam, üstgövdem bacaklarım falan, hissettiğim özerkliğini ilan etti edecek bir iskelet...

bazı günler bir kanguru misali sek sek sekerekten, bazı günler ise tembel hayvan misalı mışaraktan yaşıyorum. (mışarmak: böyle bir eylem yazılı olarak olmasa da hissi açıdan var, evet.)
her ademoğlu gibi benim de vücudumda 206 kemik var. valla ben iskeletorun yalancısıyım(lisede biyoloji dersinde can sıkıntısından saymıştım)
fakat bu 206 kemik milli bir beden bilinci ile birbirine bağlı değil.
bazen kemiklerimin çubuk kraker, eklem yerlerindeki o adını bilmediğim sıvının da uhu olduğunu düşünüyorum.
sanki canı sıkılan tanrının iskambil kağıdından yaptığı bir insanmışım da komşunun gerzek çocuğunun üflediği portakallı topitop esanslı nefesiyle dağılacakmışım gibi bir hissiyatta, made in veli göçer imzalı evde oturan bir vatandaş gibi tırsarak yaşıyorum.
farmaton üzerine red bull ve devamında içilen türk kahveleri hiçbir işe yaramıyor; ben aynı hamurdan ben, çubuk kraker iskeletiyle çay yanında iyi gidecek aperatif ben...

bazen de ezilmişlik hissi oluyor üzerimde.
bir memur düşünün. mesela çarlık rusyasında, şöyle 1800lere rastlayan dönemde 9'uncu dereceden bir memur olsun bu. sayfaları temize geçsin, amirlerinin dilekçelerini falan yazsın. mesai başlangıcı ile oturduğu aşırı rahatsız sandalyesinden, mesai bitimine kalkmadan harıl harıl çalışan bir memur olsun. işte bazı sabahlarda kendimi o 9'uncu dereceden zavallı memurun, yaklaşık 10 saat üzerine oturduğu zavallı poposu gibi hissediyorum. hangi şuursuz marangozun yeteneksiz ellerinden çıkıp da ISO bilmemkaçbin belgesini alamamış o rahatsız sandalye ile memurun üst bedeni arasında sıkışıp kalan o zavallaı, ezik popo gibi... hani sandalye iz yapar ya bazen çok oturunca öyle izli mizli...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder