25 Kasım 2012 Pazar

..... Belki de bırakıp gidilmeli, tüm yollar yürümek için. her biri uzaklaşmamızı emrediyor. dağlar görünüyor ufukta, şimdi olduğun yerden baktığında bir çakıl taşı kadar olan kocaman dağlar, önüne geldiğinde 'aş beni' dercesine, sonsuz bir kibirle dikiliyorlar karşında. ve sen ellerin ceplerinde, aklın senden bağımsızca hareket eden düşüncelerini hizaya sokma derdinde, önünde sonsuzluğa uzanan ama seni hep aynı çembere çıkaracak, çift şeritli, her gidişin de bir dönüşü olduğunu alt metinde suradına vuran, gri yollara bakıyorsun.

çekip gitmenin bir erdem olmadığını, korkaklık olduğunu defalarca kazıdılar beynine. kalmak ve savaşmak gerekiyordu bu kısır döngüde. oyle ki belki değıstirebilirdin dunyayi, ama ah o farkindalik yok mu, senioldugun insan olmaktan cikara, suradına carpan sert bir tokat gibi gercekleri fark etmene neden olan o farkindalik... bu dunyayi oldugun kisi olmaya devam ederek, tum bu maskelerin arasinda kalip onlara itaat ederek degistiremezsin. bildigin, yanlışa dönünce, tüm öğrendiklerin gerçekligini yitirince, baktigin yuzlerin maskesi dusunce... hala öğretilenin peşinden mi koşacaksin? yalanların, iki yuzluluklerin, kahpelikle yogrulmus gunlerin adami mi olacaksın, yoksa su an baktigin yola adim atip, kendini bulmak icin arayisa mi baslayacaksin?

senin sandgin dunyanın tam aksine, bulutların beyazlığı yok oluyor. gördüğünü sandığın iyi insanlar, iyi kelimesini bir kalkan gibi kullaniyor. kurulan cumlelerin arkasinda yatan her zaman tam aksidir.

senin cümlelerini arkasında yatan da sana o cumleleri inci gibi işleyenlerdi. artık yola çıkma vakti. tum öğrendiklerini cop kutusuna atman gerekiyor, zira gideceğin yer her neresiyse ogrendiklerinin pek bir onemi olmayacak. yeniden doldurmaya baslayacaksin levhani. tanidiklarin tanimadiklarin olacak, soylediklerin soylemediklerin, sustuklarin cigliklarin, beyazlarin siyahlarin olacak. oldugun kisiyi oldurmen lazim. eger kendini oldurebilirsen, iste o zaman baskalarini oldurmezsin bir daha. kendine dogruyu soyledig zaman, baskalari icin bahanelerin olmayacak. insan herkesten kacar, herkese yalan soyler, herkesi yargilar ama bir tek kendisiyle bas edemez. kendinle bas etmeyi ogrendigin gun, baskalarinin senin icin ne dedikleri ya da ne yapmaya calistiklariin bir onemi kalmayacak.

iyi insan yok bu dunyada. kimse degil... herkesin eli bir sekilde kire bulasiyor. her yeni dogan, safligini kaybetmek uzere egitiliyor, tipki sende de oldugu gibi. baskalarini kurtaramayabilirsin ancak kendini kendini kirtarabilirsin. o yuzden simdi tum gecmisini geride, olmasi gerektigi yerde birakip, kimliginden siyrilip yurumeye baslaman lazim...

unutma, cikacagin yolun bir donusu var. kendini reddetmeyi secmez, ve oldugun kisiden vazgecemezsen gittigin her yer geride biraktigin karanligin bir golgesi olacak. sifirdan baslayinp, tum ciplakliginla hareket eder ve sana yuklenenleri zihninden siyirip gercek seni aramaya devam edersen, cikacagin bu yol seni sana goturecek...

seni sen yapanları biraktigin gun, seni baskasi yapanlara izin verdin. sira seni sen yapacak gercek seni bulmada...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder