29 Ağustos 2012 Çarşamba

büyümek

Yaşı minicik, deneyimleri tertemiz bir adam tanıyorum. O kadar temiz ki ona baktıkça ben de arınıyorum. Küçük, narin kalbi kırıldı bu adamın. Küçük belki yaşı, yüreği ama çok büyük sevmişti. Karşısındaki kaldıramadı bu ağırlığı, attı üzerinden ve kırdı kalbini...

Ağlamaklı sesini duyduğumda benim de içimden kırıldı birkaç parça... Pamuklara sarıp koruyabilseydim, tüm sıkıntılardan, acılardan, çirkin insanların kirinden izole bir yaşam sunabilseydim keşke; öyle bir dünya olabilseydi. Hep gülebilseydi, neşesi ile aydınlatabilseydi yüreğimizi...Ama büyümek böyle birşey işte. Sevginin çamurlanması, kalbin kırılması, etrafa dağılan parçaları birleştirmekle geçen zaman büyümek ve kelime dağarcığına iki yüzlülük, nankörlük, aldatılma, aşk acısı gibi kelimelerin ve daha nicesinin girmesinin ismi maalesef büyümek...

Benim küçük,temiz kardeşim de büyüdü... Kendi güzel, saf dünyasının kapıları ister istemez açıldı gerçek ve bir o kadar kirli olan dünyamıza. Safça seven kalbini kırdılar... Sesinin titremesine dayanamadığım küçük adamın yüreğini param parça ettiler...


Ama olsun, o kırıklar zamanla yerine yerleşecek, yeniden onaracak kendisini... Eskisi gibi olmayacak belki ama yine de toparlanacak... O artık, güçlü kocaman bir adam... İçindeki çocuğu gizlememiş, temizliğini alenen yaşamış küçük adamı zorla büyüttüler. ama bildiğim birşey var ki kendilerine benzetemeyecekler... Çocuksu temizliği her zaman olacak içinde, kirlenmişlere de benzemeyecek hiçbir zaman.

Kardeşim, aşık olduğum ikinci adam, sen benim en önemlimsin... Sevincin benim dünyam, üzüntüm hayal kırıklığım... Seni çok seviyorum küçük adamım!!!

"İlk aşk aşı gibidir, insanın ikincide hastalanmasını önler"
                                                                                 Balzac

15 Ağustos 2012 Çarşamba

tanrı bunu beğenmedi


Tanrının twitter ya da facebook hesabı var da benim mi haberim yok? anasayfamda sabahtan beri gördüğüm tüm kandil mesajlarının, hatta ayetlerin nedeni bu mu? bu konuda çok iddialı değilim, neye inandığımı kimsenin bilmesine de gerek yok, uğraşmam da anlatmak için ama bu işte bir sakatlık var. benim bildiğim gizli yapılan ibadetin makbul olduğuydu. hani tanrı ile kul arasında ya o yüzden... ha deği
lse ve facebook ya da twitterdan bu tarz şeyler yazmak, yakınlarımızı arayıp ya da ziyaret edip bu denli özel günlerde onlar ile yanyana olmak ve sohbet etmekten daha sevapsa o zaman benim inancımda bir gariplik var. 




duvarina ne kadar dua ve kandil mesajı yazarsan, melekler Ipadlerine o kadar sevap "like" eder ve cennette sınırsız internet cabari...



işte bu kadar basit benim ülkemde inanmak. ne olacak ki? 11 ay boyunca alkolün dibine vur, 1 ay alkol alma....

11 ay boyunca bokunu çikar seksin, 1 ay boyunca sevışme

11 ay boyunca küfüru, giybeti dilinden düşurme, 1 ay boyunca sus(açlık ve susuzluktan konuşamayacak derece bitkin olmaktan kaynaklanıyor)

11 ay boyunca açlık ve sefaletle mücadele eden insanları görmezden gel, hunharca tüket, hayvanlar gibi ye, 1 ay boyunca yemek yeme, onları anlıyormuş-dertlerine ortak oluyormuş gibi yap...

11 ay boyunca bokunu çikar herşeyin ama o bir ay örnek insanmıs gibi davran...

bir de bunu herkesin gözüne sokarcasına 'bakıııınnnn, ben oruç da tutarım, ayet de biliyorum, kandil günlerini hıç atlamam' deyip-içinden- facebook twitter gibi 'a-sosyal' ortamlarda her dakika dile getirinler yok mu? işte sen inanansın.  paşåsın, muminlerin müminisin, cennette çikan merdivenlerine bir taş daha ekledin, aferin!


kızdığımız bu değil miydi? dini bir üstünlük taslama, yandaş toplama aracı olarak görüp, sade insanların emeklerini, oylarını çalan dindar görünümlü şeytanlara kızmıyor muyduk? Müslümanlık deyip, din deyi, haram ve helal deyip de bunların tam aksi istikamete rota tutturanlara dini kullanma, insanları yanıltma demiyor muyduk? fark nerede? onunki de gösteriş, riya... seninki de...

işte güzel diyor Mevlana "ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol" diye...ama anlayana...


her şeyi götünden anlayan bir millet olarak, dini de başka bir yerlerinden anliyor olusumuzu artik garipsemiyorum...

söylediğim gibi, iddiam yok dinde, kalkıp da oruç tutmayan birine niye tutmuyorsun demem, kimsenin inancı için ne yaptığı umrumda değil. isteyen inanmaz, isteyen ata tapar, isteyen kicina mum dikerek yapar ibadetini...

ama her cuma sosyal profillerine 'hayırlı cumalar' yazanların neden namaza gitmediklerini; kandillerde cep telefonumu kandil mesajlari ile kilitleyenlerin, bunu yapmak yerine neden bu özel günü sevdiklerinin yanında geçirmediklerini; bayramları neden tatil olarak gördüklerini, yilin 11 ayinda insanlari somurup, hakkini yiyip, 1 ay içinde aklanma çabalarını, kirlenmiş ruhlarını 11 ay boyunca daha da lekeleyip, o bir ayda tovbe ile bu işten siyiracaklarini dusunmelerini aklim almiyor.

iftarda ne yediğiniz, kandil mesajlarınız, inançlıyım duyun görün havalarınız, bazı şeylerin bokunu çikarmaniz ve en önemlisi gösterişe olan merakıniz gerçekten çok tiksindirici...

hep diyorum ah keşke ilk emri yerine getirip de bir 'OKU'saniz...belki o zaman aklınızı daha iyi kullanırsıniz...

14 Ağustos 2012 Salı

İnsanlar daha çok kendilerinin ihtiyacı olan şeyleri başkalarına vermeye bayılırlar....
"öğüt gibi".

Oscar Wilde