7 Haziran 2012 Perşembe

Canım sıkılıyor çünkü:



Canım sıkılıyor çünkü kendi acizliklerini, eksikliklerini, aptallıklarını kısacası kendi kusurlarını örtmek adına başkalarına mana bulmak kadar ilkel olan insanlar var etrafımda.

Canım sıkılıyor çünkü sizin kendini beğenmişliklerinize katlanamıyorum.

Canım sıkılıyor çünkü “benim gibi olmayanı yok sayarım” mantığınıza katlanamıyorum. Kimse sizin gibi giyinmek, sizin gibi konuşmak, aynı müzikten zevk almak, aynı bilgiye sahip olmak, sizin kadar zayıf ya da sizin kadar güzel ya da her neyseniz- o olmak zorunda değil. Kimse kimsenin kalıbına uymak, aynı düşünceleri paylaşmak, aynı yalaktan su içmek zorunda değil. Canım sıkılıyor çünkü yaptığını onca eleştiri mide bulandırıcı.

Canım sıkılıyor çünkü ne kadar mide bulandırdığınızın zerre kadar farkında değilsiniz. Alay ettiğini, bepenmediğiniz insanlardan daha beter halde olup da bunu gizlemek adına yapamayacağınız hiçbir şey yok ya-zavallısınız-!

Canım sıkılıyor çünkü modadan anlamak zorundaymışım gibi davranıyorsunuz.

Canım sıkılıyor çünkü sizin ne beğendiğinizi beğenmek, ne giydiğinizi giymek ne de beğenmediğinizi yermek zorunda değilim. İsteyen istediğini giyer-sevgili çokbilmişkumaşfetişistleri-

Canım sıkılıyor çünkü tepeden tırnağa aynı mantığa bürünmüş farklı suratlara bakıyorum. Siyasetçisinden vatandaşına, siyasetçisini eleştiren vatandaşından, vatandaşını beğenmeyen siyasetçisine, aydınına, cahiline kadar herkes aynı kafada. Kendine benzetmenin amacını biri bana da anlatsın sizi bu kadar sürükleyen şey ne?

Canım sıkılıyor çünkü herkes birbirinin yüzüne gülüp arkasından konuşuyor. Millet birbirinin ağzına lokma koyarken bir yandan çomakla dürtmeden yaşayamıyor.

Canım sıkılıyor çünkü beğenmeyip arkasından konuştukları insanlarla yan yana konulduklarında ucube olduklarının farkında bile değiller.

Canım sıkılıyor çünkü salaksınız

Canım sıkılıyor çünkü kendinize bakmak yerine başkaları ile çok fazla haşır neşirsiniz.

Canım sıkılıyor çünkü hiçbir şeyi beğenmiyorsunuz. Ama nedenini biliyorum: çünkü kendinizden hiç ama hiç hoşnut değilsiniz. Kendinizi beğenmiyor, başkalarına bunu yansıtıyorsunuz.

Canım sıkılıyor çünkü artık her gün bu insanlara tahammül etmekten yıldım.

Canım sıkılıyor çünkü kalıplarınızı istemiyorum

Canım sıkılıyor çünkü köleleştirmeye çalışıyor, ben sustukça azıyorsunuz. Sanmayın ki sizin bu tavrınıza susmakla daha bir eyerlenesi hale geliyorum. Bir gün tersine gelip de çifte yemeyin! Susmak daha ne kadar boka dönüşeceğinizi ve bunu daha ne kadar insanlara sıçratacağınızı görmek istememden. Sizinle içten içe eğleniyorum.

Canım sıkılıyor çünkü yapmak istediklerimi yapamıyor, yapmak istemediklerimin arasında kayboluyorum.

Canım sıkılıyor çünkü çıplak gezemiyorum

Canım sıkılıyor çünkü çıplak gezmek istediğimde ya da bunu söylediğimde ahlaksızmış gibi, deliymiş gibi algılanıyorum. Ben sadece vücudumu seviyorum, kendimi kumaşların arkasında huzursuz hissediyorum, doğama saygım var. çıplaklıktan utanacak hale getirdiğiniz diğerlerine gerçekten acıyorum. Benim memem ya da popom başkasını ilgilendirmez. Başkasınınki de beni. Hele hiç ama hiç etkilemez. Ahlaksızlığınızı, bastırılmış cinsel dürtülerinin azgınlığını ben çekmek zorunda değilim.

Canım sıkılıyor çünkü ayrımcılıkla örülmüş beyninizi akıtamıyorum.

Canım sıkılıyor çünkü kadını aşağılıyorsunuz. Bunu sadece erkeklere söylemiyorum. Kadınlar da kadınları hor görüyor ve bu benim sabrımı haddinden fazla taşırıyor.

Canım sıkılıyor çünkü kağıt parçasını kendinizden daha çok  seviyorsunuz.

Canım sıkılıyor çünkü “tü kaka, ayıp”larınızı söylerken, içten içe ayıpladıklarınızı arzuluyor ve ironi yaratıyorsunuz.

Canım sıkılıyor çünkü mini etek giyen bir kıza orospu damgasını vuran bir zihniyetiniz var. Bu lafım da sadece erkeklere değil kadınlara da! Kimin ne giydiği sizi neden ilgilendiriyor? Her kadın istediğini giyer, ister mini etek, bikini giyer; ister türban takar-kendi isteğiyle olduğu sürece-! Kimin kendini ne şekilde beğendiği sizi nasıl ilgilendirebiliyor anlamıyorum!

Canım sıkılıyor çünkü bu baskılarınızdan dolayı özgür olduğumu değil, hareket ederken, açık havadayken görünmez duvarlarla mahkum edildiğimi hissediyorum. Ben mini etek de giyerim, bikini de! İstersem türban takıp da gezerin, sana ne? Senin azgınlığının ceremesini ben çekmem. Bana bakıp da cinsel dürtülerin harekete geçiyorsa, abdestin bozuluyorsa ilk önce kendini bir sorgula. İçindeki kimseye açıklamadığın bu duygular, düşüncüler tamamen senin ne kadar ilkel olduğunla, sapıklığınla alakalı. Ben eteğimi giyerim, sen beni görmek istemiyorsan başka tarafa bakarsın. Budur! Ben de zaten kalkıp senin gözüne sokmam o eteği!

Canım sıkılıyor çünkü tanrıya da kızgınım. Onca kez kitap gönderdin, onca peygamber görevlendirdin. Anlamadın mı hala bu insanların “insan” olduğunu. Yarattığın, “evrenin en gelişmiş canlısı” yaftasıyla dünyaya saldığın bu mükemmel organizma aslında tek hücreli amipten de basit bir canlı. Sen ne dedin bilmiyorum, emirlerin neler-gerçekte demek istediklerin- ama yanlış yaptın. Belki bizim iyi olmamızı çok istedin ama işgüzarlığımız seni de şaşkına çevirdi değil mi? Herkes kafasına göre atıp tutuyor senin emirlerin hakkında. İçten içe kendi isteklerini senin emirlerinmiş gibi fetvalarla beyan ediyorlar. Bir takım cahil de bunlara tamah edip asıp kesiyor. Seni kullanarak kendi egolarını yükseltiyorlar. İnsanları seninle korkutup kendi korku imparatorluklarına köle yaptılar yıllarca. Hala da devam ediyor. dinin kul ile tanrı arasındaki iki kişilik bir diyalog olduğunu neden anlamıyorlar.

Canım sıkılıyor çünkü doğdum. Doğdum ve yaşamak zorunda bırakıldım. Doğdum ve zihnimi, ruhumu, akli dengemi zedelemiş olarak öleceğim. Benden geriye bir şey kalmasını zaten istemiyorum ama ‘bende’ bir şey kalmayacak ona hüzünleniyorum. Ölen bebeklere imreniyorum bazen. Aaa ne kadar acımasızım, çok ayıp! Ne ayıbı ne güzel işte, tertemiz olarak gidiyorlar. Nereye gittikleri hakkında bir fikrim yok ancak buradan daha iyi olacağına eminim. Hiçbir bebek, burada yaşayacaklarını hak etmiyor. Dünyada çektiğin her dert, maddi-manevi sıkıntı, hayal kırıklığı, eksiklik vs. vs. sana toprak altında bin kurtçuk olarak geri dönecek.-sürpriz- Velhasıl, doğdum ve sonra her şey boka sardı. Daha doğrusu zaten bokun içine doğdum. Hepimiz onun içine doğduk. Ama çok ufak bir azınlık bunun farkına vardı. Ne güzeldir ki bu bokun içindeki yolculuğa ‘kendi nefeslerini kendileri tutarak’ son verebildiler. Bu bokun onları sinsice boğmasına izin vermediler. Kimileri de son vermek istediyse de bok izin vermedi. Ama şöyle bir şey de var ki: bu hayatın hala yaşamaya değer olduğunu savunanlar var. Görmezden gelmenin daniskası. Stockholm sendromunun farklı bir versiyonu. Gizli mazoşizm. Neyi yaşamaya değer bir anlatır mısınız?

Canım sıkılıyor çünkü, bu dünyada gerçek olan tek şey her şeyin sıkıcı olması. Mesela en başta sütyen!

1 yorum:

  1. keşke begen butonu olsaydı ve ben uc bes kere tıklasaydım. sızı tanıdıgım kadarıyla yorumları yada yazılarınızın begenıp begenılmedıgı umrunuzda degıl.hatta belkı okumuyorsunuz bıle.ama bende dusuncelerımı soyluyorum okuyup okumamanız umrumda degıl...bende çok sıkılıyorum ama bır kıtapta okumustum 'sıkıntı öldürüyor'yazıyordu.umarım dogrudur...

    YanıtlaSil