28 Mayıs 2012 Pazartesi

prezervatif yüzyılın icadıdır

Hani sorarlar ya ara sıra:
"Geçmişe geri dönme şansınız olsaydı ne yapardınız" diye...

Geçenlerde biri bana böyle bir soru yöneltti bir sohbet sırasında, kim olduğunu hatırlamıyorum; önemli de değil yani şu an ama ben o kişi için büyük ihtimal "bir daha konuşmaması gerekenler listesinde birinci sıraya yerleştim".
Bu soru üzerine 23 sene biriktirdiğim bir ton cümleyi sırası ile kurdum, aklı gitti, canı sıkıldı, karamsarlaştı, bazı beyin hücrelerinin günahına girdim büyük olasılıkla... Bir nevi bir soru sorup, benim laf tecavüzüme uğradı, içimden dedim "eh be çocuk sormaz olaydın"

Bu soruyu birinin soracağını beklemezdim ama uzun yıllar düşündüğüm bir durumdu: "Geçmişe gitsem ne yapardım"

bazı insanlar 60lar 70ler der, bazıları daha eskilere Osmanlıya gitmek ister.  mutlaka herkesin geçmişte gitmek isteyeceği, görmek isteyeceği bir dönem vardır. açıkçası benim durumum bu değil. ben geçmişe dönme şansım olsaydı, annem ve babamın evlendikleri güne gitmek isterdim. gelecekten geldiğimi söyler miydim bilmiyorum ancak kendilerine nikahtan sonra ufak bir nutuk çekeceğim kesin. o güne gidip, karşılarına dikilip: "Lütfen ama lütfen şu birkaç ay prezervatif kullanın" derdim. sen kimsin derlerse de "önemli değil, siz dediğimi yapın, ileride arkasındaki sperme yol vermediğine bin pişman olacak biriyim. alın bu prezervatifi ve ne olur şu birkaç yıl korunun!" diyerek bir şekilde kendi doğumuma engel olmayı isterdim.

şimdi babam ve annem bu yazıyı okuyup da bana kızacak, yazdıklarıma üzülecek. anlıyorum birbirinizi çok sevdiniz, sizin bir suçunuz yok doğumumda-kısmen-. sonuçta benim doğacağımı bilemezdiniz. sorun benim doğmamış olmayı isteyen beynimde. ama doğduk artık yapacak pek bir şey yok. bunlar keşkelerle dolu imkansız hayaller sadece. panik yok!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder