10 Ocak 2012 Salı

benim de inancım bu!

tanrının yerli yersiz herşeye alet edilmesinden, korkulacak bir varlık gibi gösterilmesinden, din denen şey her ne ise insanlara yaptırımlar uygulatmasından, günah-sevap, helal-haram, cennet-cehennem gibi insan icadı kavramlar ile sindirmenizden, insan eşitliğine aykırı din ırkçılığınızdan, inancını istediği gibi yaşamak isteyenleri sindirme çabalarınızdan, sen-ben ayrımından, kısır beyninizden, dini fikirlerinizden, güya ahlakınızdan, bez parçalarına olan tapınmanızdan, anlamını bilmediğiniz yabancı dillerdeki cümleleri sadece başınız sıkıştığında ve istediğiniz birşey olduğunda okumanızdan, zorla ezberletmenizden bıktım! "insan" neye inanmak isterse ona inanır! ama öncelik her zaman insan olmak! adam olamadıktan sonra sevaplarından kule yapsan, kitabı ezbere okusan, kafana bez parçaları dolasan, hayali ticaret yapıp yatırımlarını yardıma muhtaçlara değilde 2 metrelik çukura yapsan ne olacak?
çok bilen cennetlikler bu da benim inancım...

1. Eğer benim Makarnavi varlığımdan bahsederken sofuluk taslayan ben-senden-daha-kutsalım tipi serserice davranışlarda bulunmazsan çok memnun olurum. Eğer bazı insanlar bana inanmazsa, sorun değil. Cidden, o kadar kendini beğenmiş değilim. Ayrıca, meselemiz onlar değil, o yüzden konuyu değiştirme.


2. Eğer benim varlığımı başka insanları bastırmak, buyruk altına almak, cezalandırmak, deşmek, ve/veya, yani işte, kaba davranmak için kullanmazsanız çok memnun olurum. Ben kurban talep etmiyorum, ve saflık dediğin suda olur, insanda değil.


3. Eğer başka insanları yargılamak için nasıl göründüklerine, veya nasıl giyindiklerine, veya nasıl konuştuklarına bakmazsan, veya, yani, iyi davran işte, tamam mı? Ha bir de şunu kalın kafalarınıza sokun: Kadın = insan. Erkek = insan. Aynı = aynı. Biri diğerinden daha iyi değildir, tabi konumuz moda değilse, zira kusura bakmayın ama onda üstünlük kadınlarda, ha bir de mor ile fuşya arasındaki farkı bilen bazı erkeklerde.


4. Eğer sizin ve karşınızdakinin yasal yaş sınırı ve ruhsal olgunluğa ulaşması koşuluyla sizi inciten, veya arkadaşınızın gönlünün ve iradesinin razı olmadığı ilişkilere girmezseniz çok memnun olurum. İtirazı olanlara ise şunu söyleyebilirim: gidin kendinizi s****! (özgün metindeki gibi sansürlenmiştir). Eğer bu cevaptan hoşlanmazlarsa gidip televizyonlarını kapatsınlar, yürüyüşe falan çıksınlar.


5. Eğer başkalarının bağnaz, kadın düşmanı, nefret içeren fikirleriyle miden boşken yarışmaya kalkmazsan çok memnun olurum. Önce yemek ye, sonra ne b** yersen ye!


6. Eğer Makarnavi varlığıma adamak üzere milyon dolarlık kiliseler/tapınaklar/camiler/sinagoglar/türbeler yapmak yerine parayı daha iyi amaçlarla harcarsan çok memnun olurum (istediğini seç):
Fakirliği ortadan kaldırmak
Hastalıklara çare bulmak
Barış içinde yaşamak, tutkuyla sevmek, ve kablolu televizyon fiyatını düşürmek Ben karmaşık karbonhidratlı sonsuz kudretli bir varlık olabilirim, ama hayattaki küçük şeyleri severim. Bana inan. Sonuçta yaratan benim.


7. Eğer etrafta dolanıp herkese seninle konuştuğumu söylemezsen çok memnun olurum. O kadar ilginç biri değilsin. O kadar böbürlenme. Ayrıca sana insan kardeşlerini sevmeni söyledim, bu ipucu yetmiyor mu?


8. Eğer, ee, ilgilendiğin konuda, yani çokça kapütilasyon/kayganlaştırıcı/Kayzer Wilhelm gerektiren bir konuda, kendine yaptırmayacağın işleri başkalarına yapmaya kalkmazsan çok memnun olurum. Eğer karşındakinin gönlü razı ise, (madde 4'e göre) yumul, ve Miki Fare aşkına, bir KONDOM TAK! Cidden, sadece bir lastik parçası. Eğer iyi hissetmeni engellemesini isteseydim onu dikenli olarak falan yaratırdım.

herkes mi ahlaklı bu ülkede?

benim ülkemin insanı bir garip...
hayatlarının büyük bir kısmını televizyon karşısında geçirirler. günün her saati televizyon tanrıçası ne sunarsa onu izlerler. sonrada kalkıp izledikleri şeyi şikayet ederler.
ben dizi ya da programları savunmuyorum başta bunu söyleyeyim. hatta benim ülkemin dizilerini izlememeye bile çalışıyorum.
elbette belli bir kitle seyrediyor. sonra da seyrettiklerini RTÜK'e şikayet ediyorlar. (RTÜK de ne?)
öpüşme sahnesi nasıl bir genci etkileyebiliyor şaşıyorum.
bunu gerekçe göstererek şikayet ediyorlar. aman efendim A kişisi ile B kişisi öpüştü, gençlerimize yanlış örnek oluyorlar.(?)
nasıl ya? ben ekranda öpüşen iki oyuncu görüp de yanındakini tutup öpen ya da A kişisini öpüp gerekçe olarak dizide öpüşenlerden cesaret aldım diyen bir insan tanımış değilim. elbette çok insan da tanımış değilim. ama az aklı olan bundan etkilenmez...
homoseksüel ilişki de bizim ülkemizde hastalık olarak nitelendirilen, tabular arasında sıkışıp kalmış bir olgu malesef...hem de heteroseksüel ilişkiden farkı olmadığı halde.
insanların tercihlerine müdahale etmeye bayılan bir karaktere sahip bu toplum. her şeye karışır. o doğru değil, bu doğru...o kişi değil bu kişi...o iş değil bu iş...yazmakla bitse keşke...
insanların cinsel tercihlerine de müdahale etmeye pek bi meraklıyız.
SANA NE!
ister homoseksüel, ister heteroseksüel isterse aseksüel olsun o kişi sana ne?
televizyonda iki erkek öpüşse ne olacak ya da iki kadın öpüşse?
fiili de geç öpüşmelerine de gerek yok en ufak bir eşcinsel duygu hissettirseler ne olacak?
küçük yaştaki çocuklarımıza yanlış örnek teşkil edecek?
çocuklarınız homoseksüel mi olacak?
iki erkeği öpüşürken görüp de sırf meraktan yanındaki erkeği öpme isteği duyan var mı bu dünya üzerinde? bu işler bu kadar basit mi?
ya bırakın allah aşkına... insana değer verin biraz. ayrımcılığın her türlüsünü genlerimize işlemiş.
yıllarca bu genler ve telkinler ile yetişririlmiş bir toplumdan sağlıklı bireyler umuyoruz.
en ufak bir olayda da bu zihniyete sövebiliyoruz. hem de bu saydıklarımı yaparken...
artık daha da bilinçlenmek gerekmiyor mu zira müthiş bir teknoloji, inanılmaz iletişim olanakları, bilgiye kolay ulaşmak...
bırakın iki erkek öpüsün, iki kadın birbirine aşık olabilsin...aradaki sevgiye bakın. bir kadın ve erkek arasındaki ilişkiden farksız...
bırakın şu aman televizyonda yapılanlar çocuğumun psikolojisini zedeliyor, aman çocuğuma kötü örnek oluyor saçmalıklarını. bu kadar önemsesen çocuğunu zaten kendini geliştirir, çocuğuna verilebilecek en iyi eğitimi verir olması gerekeni öğretirsin...en başta çocuğunu kendi beyninden uzak tutman gerek...
ahlak bekçiliği yapmayın. isteyen etek giyer, isteyen bikini, isteyen sevgilisi ile sokakta el ele yürür, isteyen öpüşür...bunlar kimseyi kötü etkilemez.
sizin beyniniz kısırsa, zekadan yoksunsanız, düşünemiyor, insana saygı duymayı bilmiyor, kendinizi geliştiremiyorsanız bunu yüksek ahlakınız ile yaptığınızı sanmayınız!!!
aksine bence, bir insanı çok ağır eleştirenler en kötü düşünenlerdir. o insan hata yapmış olsa bile kimse kimseyi eleştiremez.
kimse eşcinsel olduğu ve hemcinsine sevgi duyduğu için ağır kelimeler ile aşağılanamaz.
kimse sırf sevgilisinin elini tuttuğu için ve onu sevdiği için basit diye nitelenemez.
kimse etek giydiği, ya da dekoltesi olduğu için basit görülemez, yaftalanamaz.
hele ki televizyonlarda izledikleriniz de size örnek olamaz.
nasıl ki bir dizide kahraman muhtaç birine yardım etti diye gidip birine yardım etmezseniz, iki erkek öpüştü diye öpüşmezsiniz bu kadar sabit ve geri fikirli olmayın. basit analojiler ile o minik beyninizi yormayın.
bırakın şu "herşey bize örnek olmalı" durumlarını. ne yani siz ve sizin yetiştirdiğini çocuklar o kadar mı gerizekalısınız.
bir tek şiddete meyilli yetiştirmeyin çocuklarınızı. hayvan ve insanlara karşı şiddet duyguları ile beslemeyin. televizyonda silahlı adamları görüp yargılarken erkek çocuklarınıza oynaması için silah alıp vermeyin yeter...kadına ve erkeğe saygıyı öğretin.
tercihlere saygıyı...
televizyonda gördüklerinin kurgu olduğunu, gerçek hayatta da olabileceğini  ve o insanların da "normal" olduğunu öğretin çocuklarınıza.
bırakın kendi kararlarını kendileri versinler...
not: bu yazdıklarım sadece ahlak bekçileri ve onların basit düşünceleri için. fiziksel ve ruhsal şiddet, uyuşturucu, çocuk istismarı, silahlanma, tecavüz, cinayet...bunları içeren tv programlarını ve türevlerini zaten nefret ile anıyorum...
bir de şu RTÜK ve diğer dallardaki türevleri var bu Şey'in! bunu da kınıyorum. özgür bırakın insanları. herşeyi filtrelemeye, gizlemeye, yasaklamaya çalışmayın.