25 Ekim 2011 Salı

o binalari yapanlar katil değil de ne?

göçük altında kalmak mı daha acıdır yoksa 'yuvası' bellediği o evin aslında mezarı olabileceğini hiçbir zaman düşünmemek mi?

birileri para kazanacak diye hayatlarımız ile kumar oynanıyor ve biz malesef aval aval bakmaktan öteye gidemiyoruz.. 

bir çok kez yaşadık! Depremlerin sıkça yaşandığı, her birinin vurucu olduğu, fay hattının üzerinde bir ülkeyiz..kelle koltukta deyimi ile yaşayan, ancak yaşadıklarından hiçbir zaman ders almayan bir ülke...

göçük altında kalan aslında vicdanlar..her deprem haberinde, her karede bunu bir kez daha görüyorum..

origami sanatının farklı bir biçimi ile ev yapan zihniyetlerin yaptığı, Allah'ın bile emanet olarak kabul etmeyeceği, görünüşte sağlam ancak hiç de göründüğü gibi olmayan yapılarda 'acaba ne zaman deprem olacak? deprem olursa bu eve n'olur?' soruları ile hatta bu soruları hiç sormadan yaşıyoruz...

dikey yerleşim elbette alandan tasarruf ve de daha fazla insanı barındıran bir yapılanma..inşaattır, mühendisliktir pek bilgim yok ancak her insan gibi bende bir evde yaşıyorum ve benim de bu yapılanma ile ilgili görüşlerim var.. sağlıksız bir inşa sektorü Türkiye'nin öncelik verilmesi gereken problemi bence. misal yaşadığım apartman..sadece meraktan dolayı duvar enini ölçtüm ve 18 cmlik karışım kadar.. şaka gibi...bir karış eninde duvarları olan, duvara vurduğunda kırılacakmış hissi veren, yan dairede hapşıran komşuma desibeli çok da yüksek olmayan bir seste 'çok yaşa' diyecek kadar ince bir duvar örme sisteminin uygulandığı kağıt misal bir apartmanda yaşıyorum. birçoğumuz yaşıyoruz...farkında mıyız? elbette ancak ne yapabiliriz ki?

zaten yapması gerekenler biz değiliz...bizi her türlü güven çerçevesinde yaşatmakla sorumlu olan insanlar koyduk o ceylan derisi koltuklara..konut denetleme sistemi de var..deprem yönetmeliği de.. kaliteli malzeme de var bu ülkede, kaliteli mühendisler, insan yaşamına değer veren yetkililer de...

neredeler? neden dikkat edilmesi gereken böyle ince bir hususta susuyorlar? neden salt çıkarları uğruna 5 ayda apartman diken, malzemeden çalan, araya binbir türlü hile, rüşvet sokup kendi işlerine geleni yaptıran bu insanlara gerekeni yapamıyorlar?

her türlü suç teşkil eden hareketin cezasının olduğu bir yasa sisteminde, neden bu katilleri yargılayacak bir madde yoktur ya da varsa neden bu madde veya maddeler uygulanmıyor?

biliminsanı A. Mete Işıkara diyor, 'deprem değil insanları öldüren, binalardır' diye...

e biz o çimento yığınlarını yargılayamayacağımıza göre, neden yapanları ve de yapılmasına göz yumanları o 'eşsiz adalet sistemimizin güven veren? kollarına' teslim etmiyoruz?

uyuyorlar mi bizi korumakla sorumlu olan yetkililer?

evet uyuyorlar, her bakımdan sapasağlam, mühendislik harikası evlerinde, huzurlu br şekilde her gece vicdanlarının sesine sağır olmuş bir umursamazlık ve görmezden geliş ile uyuyorlar...

cenaze işleri müdürlüğü ile ortak çalışma yapıyorlar sanki.. hani ÇGHB isimli tiyatroda bir karakter vardı, Tabutçu Recep diye.. onun gibi en öldüreninden çalışmalar, evler yapıyorlar, ölsün diye uğraşıyorlar sanki...

ben her deprem yaşandığında, o depremzedelerin gözlerine nasıl bakıyorlar merak ediyorum..
kaçak yapılanmaya göz yuman arsız belediyeler, onlara da göz yuman daha arsız hükümetler, kişiler, para kokan ihaleler...

her kullanmadığınız kaliteli malzeme, her çaldığınız ürün, her 'daha fazla' kazanacağınız para ceset kokuyor..

bu ülkede insanlar depremden ölmüyor, binalardan dolayı ölüyor...

o binaları yapan, yapılması için belgelere imza atan, denetleme işlemini engellemek için rüsvete göz yuman kişiler KATIL değil de ne??

cezaevlerinde daha suçları bile kesinleşmemiş onca insanı tutuklu olarak tutuyorsunuz..hükümlü değil tutuklu!!
peki bu denli katliam yapan katillere neden hala birşeyler yapmıyorsunuz? ev yapım izinleri veriyorsunuz????

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder