19 Temmuz 2011 Salı

Utanıyorum!


Insanlık mesela…insanca davran, insan ol, insan olan bunu yapmaz vs. taburu klişe.. insanım diye utanacağın yerde, insan olmamak benzetmeleri ile kınama, yerme davalarına giriyorsun…

Bence insan tanrının en lanetlediği yaratık.. hayvanlara ibret olsun diye dünyaya gönderdiği ‘bakın onlar gibi olmayın, cehennemde yanarsınız’ diye korkuttuğu en sefil yaratık..

Tam tersi düşündüğümde gayet mantıklı geliyor bana mesela… yahu her beter şey bizde, hırsızlık, cinayet, tecavüz, savaşlar, idamlar, yalan, riya, sahtelik say say bitmez maşallah allah arttırsın… sonra da dem vuruyoruz ‘biz en başta insanız, en gelişmiş canlıyız, hebele hübele insan insan’ diye..

Sen hiç hırsız bir hipopotam gördün mü?
Gayet muhlis, kendi halinde iri cüssesinin altında saflık yatan bir hayvandır. Bitki ile beslenir. Bulduğünu yer bulamadığında çalmaz mesela?!!!

Ya da mesela sen hiç savaşa tutulmuş hayvanlar gördün mü?
Birbirlerinin topraklarını almaya çalışan hani.. ya da o sağcı bu solçu pardon pardon o etçil bu otçul diye birbirini kıran? Veyahut onun bulunduğu yer sulak hadi su rezervlerini biz alalım diye sefere çıkan hayvanlar  gördün mü???

Mesela ben hiç yalan söyleyen hayvan görmedim..
Hani şimdi diceksin ‘yau bırak nerden biliyorsun yalan söylemediklerini ‘diye.
Yaa arkadaş komün hayat yaşayan canlılar bunlar. Yalan olsa lugatlarında, dağılmazlar mı, kavga etmezler mi??

Iki yüzlü bir hayvan var mıdır acaba dünyada. Yoktur eminim olsaydı çünkü anlaşılırdı, biz bile ufacık aklımızla missal ikiyüzlü bir atı anlardık dışlanırdı yani.

Velhasıl diyeceğim o dur ki bizim kadar sefil bir başka tür yoktur dünya üzarinde..
Savaşan
Tecavüz eden
Dayak atan
Küfreden
Dolandıran
Riya yapan
Yalan söyleyen
Sömüren
Işkence eden
Çalan çırpan
Cinayet ışleyen
Ağaç kesen ama dikmeyen
Uzerinde yaşadıgı dogayi katleden ve buna izin veren
Nankör, zavallı, terbiyesiz, sahte, vıcık vıcık olan malesef BIZLERIZ…

Sözum sana ,bana, ona, herkese…ben bazen insan olduğuma lanet ediyorum…
Aynı genetiğe,  aynı imkanlara, eşit haklara sahipken, birbirine bunları ve daha nicelerini yapabilen bir turden olduğumdan utanıyorum…

Hani böcek görüp de tiksiniriz ya…pistir ya bizim için hani
Aslında böçek bizden tiksiniyordur diye düşünmeden duramıyorum…
Yıkanıyorsam temiz miyim? En önemli nokta bu
ya da lağımda geziyorsa pis mi o?
yahu lağım ne arkadaş? Senin benim pisliğimiz..
bizim bokumuz afedersin.
.bizim içimizden çıkan tanrının bize aslında ‘benim içim temiz’ demememiz için verdiği bir lanet…lağım çukurlarını kuran sen o canlıya nasıl mana bulursun??önce içinden çıkana bak diyor kesin de biz anlamıyoruz…

Biz dünya üzerindeki, diğer canlıların ibret duyarak yaşamaları, ve tanrılarına ‘ınsan’ olmadıklarindan dolayı şukretmeleri için gönderilmiş lanetli bit türüz…

Biz, sahip olduğumuz beyin kapasitesinden, insanı insan yaptığina inanılan ‘düşünebilme’ yetisinden dem vuran, ne kadar zeki yaratıklar olduğumuzdan bahseden yaratıklarız..
ancak sahip olduğumuz ortalama 1400 gramlık beyni bir türlü kullanamayan, sahip olduğu duygulardan, yetilerden habersiz vasat canlılariz…

Biz neyiz biliyor musun?
Hani dedim ya 1400 gramlık beynimiz var kocaman… yeteneği ise ağirlığından daha büyük hani..

Şimdi 5-6 elmayı canlandır gözünün önünde..
iste bizim beynimiz o 5-6 elma..
sen o beyni-senin tabirinle- ‘insana yakışır’ biçimde kullanmadığin surece o 5-6 elma kadarlık bir hacimdesin. Hatta ondan da az..hatta yok gibi…

Şimdi kalkıp da ‘insan’ oluşunla böbürlenip de, doğaya verdiğin zararı, hayvanlara ettiğin işkenceyi, yaptıgın gereksiz savaşları, işlediğin cinayetleri, ikiyüzlülüğünü, bilgi denizindeki cehaletini, gelişmiş bir anatomideki gerikalmış haysiyeti ve daha nicesini gö®mezden gelme…

Insanca deyimini hiç kullanma sen.. hayvan diye de sakın hakaret edeyim deme…
Çünkü onlar ve doğadaki diğer tüm canlılar senden çok daha üstün!!!

Ben insan olmaktan utanıyorum…sirf sen,ben ve o yaptıgımiz onca şeye ragmen hala ‘insanım’ dediğimiz için…ve de senin, benim yaptiğimiz onca şeyden sonra hala insanlığın bir lütuf olduğunu sandığimiz için…

kim lan bana ilk tokadi atan?

evet bundan 23 sene önce bir kadın ve bir erkek çok çetin bir aşkın içinde bulurlar kendilerini..
hatta 23 değil 27 falan..4 sene çıkarlar..

öyle böyle aşık değillerdir birbirlerine hani...aynı işyerinde çalışırlarken tanışırlar..ve buuuummmmm...ilk görüşte aşk mi dersiniz, kaderin cilvesi mi bilmem ama delicesine aşık olurlar..

fekat esas oğlan ve esas kızın bilmedikleri bir sır vardır..aynı soyada sahip oldukları halde akraba oldukları ihtimalini hiç düşünmemişlerdir.(aşk işte bazen beyne elektrik gitmeyebiliyor!)

ve işte her masalda olduğü gibi kötü kalpli cadılar, krallar vs aklınıza gelebilecek her türlu kötü kahraman hatta joker bile bu evliliğe karşı çıkar..

hani yeşilçam filmlerinde bir replik vardır:
-durun bu evlilik olamaz!!
-nedenmiş o?
-siz yakın akrabasınız!?:S


gibi işte!

tüm sülale sen de fransiz devrimi, ben diyeyim nika ayaklanması(abarttım mazur görün) bir isyandır ki sorma!!

her kafadan bir ses 'dural sülalesi çok sesli korosu'...

ama esas oğlan ve esas kız aşklarını bitirecek gibi durmazlar ve kaçmaya karar verirler..
kaç kaç nereye kadar deyimini çürütürcesine, 'durmak yok yola devam' mottosunu tayyeap'e kazandırarak , arabaya taş biz bu yola baş koyduk şarkısı eşliğinde aşklarına sahip çıkar ve evlenirler 25 eylul gunu gizlice...

çok sade bir nikah törenidir, bir elin parmaklarını geçmez belki katılanlar, bir gelin ve damat görüntüsünde arayacağınız gelinlik ve damatlık yoktur belki ama tüm o abartıyı gereksiz kılacak büyük bir cesaret ve aşk vardır...

esas kız reddedilmiştir babası tarafından, esas oğlan ambargo yemiştir ailesinden ama aşk işte...umurlarında mıdır? elbette ki hayır!!1

gel zaman git zaman bu büyük aşkı görenler, kabullenir sevginin önünde eğilmeyi...tek bir kişi hariç...esas kızın babası!

88 senesi, yaz çok çetin geçmekte.. esas kız hastaneye götürülür çığlıklar eşliğinde..
zorlu geçireceği bir kaç günü vardı®.

naz yapılan birkaç günün ardından 19 temmuz günü öglen 13.30da geçirdikleri zorluklarla dolu, yeryer gözyaşi, yeryer sevinç kokan 5 senenin meyvesini alırlar kucaklarına... ve esas kızın babası bu şirin mi şirin, güzel mi güzel yaratığı görünce açar kollarını ve sonsuza dek sürecek bir barış imzalanır...

şlaaaaaaaaaaaaaaaak

ingaaaaaaaaaaaa

evet ben doğdum bugün:)
23 sene önce yani:)

şimdi söyleyin bana

kim lan bana o 'ilk tokadi' atan???

P.S: yayın ve yapımda emeği geçen sevgili esas oğlan ve esas kıza(ufukçum ve canancım) teşekkürü bir borç bilirim..
aile olarak sizi seçtiğim için kendimi alkışlıyorum...(verdiğim belkide tek ve en doğru karar)
hadi yine iyisiniz heeeee:D