24 Mayıs 2011 Salı

gözetleniyoruz, kontrol ediliyoruz...!!!!!buna dur demeliyiz artık

nereye gidiyoruz?

her gün tekrar tekrar sorgulamaya başladım bu soruyu...
bu ülkede siyaset bir atı seyis etmekten farksız...uyutuluyor, uyuşturuluyoruz....

koskoca bir halk nasıl bir koyun sürüsüne dönüştürülüyor bunu izlemek kadar acı veren başka hiçbirşey olamaz..
bir yanda ağzımıza bir kaşık bal çalınıyor, bir yandan anker tanker bal sömürülüyor. ama biz napıyoruz?
ağzımıza çalındı ya bir kaşık, bizim için yeterli...diğer olanlara gözlerimi kapatıp "ama bak bunu yaptı bizim için" diyoruz?

peki buz dağının hep görünen görünen kısmı ile mi yetinicez? buz dağının altına kimse mi cesaret edp de bakmayacak? ya da cesaret değil kimse mi görmek istemiyor?
aza kanaat edip de onlara kapı açıyoruz...biz sahip olduklarımızından nasıl bu kadar çabuk vazgeçebiliyoruz?

ben bir Türk Genci olarak, bundan bir 5 sene sonrasını hayal edemiyorum... yavaş yavaş, alttan alttan tüm haklarımızı elimizden alıyorlar.. bunu çok da güzel kulbuna uyduruyorlar..

misal: hiç daha önce mobese kameralarının ne kadar zararlı olabileceğini düşündünüz mü?
istanbul'da kapkaç bir dönem ne kadar çok manşetlerde ve haberlerde yer almıştı hepimiz hatırlarız.. her köşe başında bir kapkaç haberi...sonra ne oldu kameralar yerleştirildi ve kapkaç bitti..oh ne güzel bir kamera ile hallettiler işi...

bu tongaya birçok kişi düşmüştür. herkes o mobese kameralarının ne kadar yararlı olduğunda hemfikir olmuştur.

peki soruyorum sizlere biz neyi ne kadar biliyoruz? biz sivil halk olarak, haberleri takip ettiğimiz sürece gündemi bilebiliyoruz değil mi? peki bize neyi ne kadar gösteriyorlar? bizim görmemiz gerekenleri görmemiz bilmemiz gerektiği kadar gösteriyorlar!!!!
İstanbul hala kapkaç cenneti, sadece istanbul da değil...heryer...şuan haberlerde var mı kapkaç? hayır!!!

o mobese kameraları elbetteki işe yaradı...ama bizim gördüğümüz yerlerin dışında, o kadar çok kamera var ki aslında amaç kapkaç ya da hırsızlık değildi....

bir politikayı benimsetmenin en kolay yolu "korkut, tehtid et, kendi istediğin çözüme ikna et" tir.
yani bizi kapkç haberlerini gözümüze sokarak korkuttular...
sonra dediler ki "ülkede kapkaçı engellemek için kamera sistemi getiriyoruz" halk da "evet çok doğru biz kapkaçtan çok korkuyoruz gerekli" dedi...
sonra da o kamerlar yerleşir yerleşmez haberler kesildi ve yine biz yani halk" bak gördün mü nasıl da bitirdiler kapkaçı" dedik...biz öyle sanarken onlar bizi çok güzel kullanıp ufak emellerine bu denli alet ettiler...
hiç ummadığınız alanlarda çok net olarak kontrol ediliyorsunuz. o kameralar yüz tanıma programları ile birlikte çalışıyor. ufak bir senaryo yazmak gerekirse, oldu da bir gün onların düşüncelerine bir şekilde karşı geldiniz ve hakkınızı aramak için sokaklara döküldünüz...kimse bilmiyor ki çok kolay tesbit edileceksiniz...ne için hakkınızı aradığınız için...
bu şimdi çok mantıksız gelebilir ama öyle malesef... hem arkadan hem önden yüzünüzün çok net alındığı kameralar ile gözetleniyoruz...

gözetlenmek!! neden? birgün onlara karşı gelirsiniz diye sizi el altından kontrol ediyorlar...ne yazık halkı..sivil halkı...

internet mesela...iletişim özgürlüğümüzü kısıtlıyorlar. neden? çocukları korumak için...hadi oradan!!!!!!!!!
çocuğunu aile zaten korur amaç sizin iletişiminize engel olmak sizi denetlemek.. o yayınlanan yasaklı kelimeler sadece bizim görmemiz gerekenler. bir çoğumuz hak verdi bile..ama yayınlanmayanlar ne olacak?
al sana sivil halkı gizliden kontrol etmenin bir yolu daha işte...ama biz napıyoruz? "evet haklılar diyoruz"

telefonlar dinleniyor. kimse demiyor acaba benimki dinleniyor mu diye? kim "telefon sistemlerinde de gizli kelimeler listesi" olmadığının garantisini verebilir bana? birgün benim de telefonumun kontrol edilmeyeceğini kimse garanti veremiyor..yine kontol ediliyoruz...

ve de benim içimi en çok acıtanlardan biri sivil halkın güvenliğinden sorumlu olan bir kurumun eline verilen ağır silahlar...polislerin eline verilenlerden bahsediyorum...ne gerek var? sade vatandaşı korumak, iç güvenliği sağlamak senin görev,n...o silaha ne gerek var????
bir gün o silahın bana ya da kardeşime ya da ufacık bir çocuğa dönemeyeceğini kim garanti edebilir bana?

kimse bunların garantisini veremez..Çünkü garanti edilebilecek düzeyde "halkın güvenliği refahı için "cümlesiyle tasvir edilecek şeyler değiller...
bunlar atom bombası kadar zararlı şeyler...kimse farkında değil... bir gün TÜRKOPOLİS filmi çekildiğinde iş işten geçmiş olacak...V for Vendetta gibi bir kahraman istiyor olacağız...

TC Vatandaşı olmaktan gurur duyduğum kadar hiçbirşeyden guru duymadım... bu ülkeyi tüm insanları ile seviyorum.. ben şuan üzülüyorsam kendim için değil tüm halkım için üzülüyorum...ağır zamanlardan, buhranlı kanlı günlerden bizi kurtaranlara karşı çok mahçubum...

biz yabancıların sömürgesi olmaktan kurtulan millet, şimdi kendi içimizde sömürülen olduk...bizim en büyük düşmanımız malesef cehalet ve kendimiziz...

daha çok şey var yazılacak ve ben yazmaktan hiçbir zaman korkmayacağım!! belki birgün biri okur belki o da farkına varır diye elimden geleni yapacağım...
ben devletten korkmam...korkmamalı sevmeliyim onu...korkulan bir hükümet değil, sevilen bir hükümet istiyorum... halkın seçtikleri, halkı sömürmesin istiyorum...ve en büyük şeyi de halkımdan istiyorum..

LÜtfen vaadlere kanmayınız...onların doğal haklarınız olduğunun farkına varın.
Onları almak sizin hakkınız. vaad ettirmeyiniz. vaad edilince de bak neler yapıcaklarmış demeyiniz.
zaten siz isteseniz de istemeseniz de vaad denen şeyler onların yapmakla mükellef oldukları en baş görevler....!!!
bu devleti yöneteceksen vaad vermeden yönet daha doğrusu "ödevlerini, yapmak zorunda olduğun görevlerini" "vaad" adı altında sunma!!!!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder