18 Ocak 2011 Salı

gözdepresyon belirtileri

-hayatımın en gıcık haftasını yaşamaktayım. okul, finaller, parasızlık derken kendimi bu karmaşık insan icadı zamanın tam ortasında, bir bitki kadar hareketsiz hissetmeye başladım.. işin kötüsü bitkiler bile fotosentezidir, klorofilidir bir işe yarıyorlar..

-hayvanları çook severim. özelike de köpekleri. keşke benim de bir köpeğim olsa.... ama son zamanlarda şu hayvan sahiplerine ağır ağır sinir oluyorum.. bre vatandaş hayvan alıyorsun tamam..hayvan sevmek güzel bişi ama hayvanını sevdiğin kadar kakasını da sev be kardeşim. hayvancağız nerden bilsin kamuyu, insanların yürüdüğü yola pislememesi gerektiğini? eeh köpeğin falan bilimyor eyvallah da sende de hiç mi zeka kırıntısı yok.."hayvanlarınızı sevdiğiniz kadar kakalarını da sevin" çok rica ediyorum.. her gün minimum bir kere mayınlarınıza basıp, kaymaktan ve bu korku ile sokakta önüme bakarak yürürken, insanlara çarpmaktan bıktım yahu..yanınızda peçete taşıyın ve köpeciğiniz kakasını yaptğında alıp çöpe atınn...medeniyet yahu medeniyet

- biscolatanın yeni reklamını izledim geçenlerde
aman diyim 35 saniyeliğine dünyam değişti... reklamı çeken ulvi zatlara burdan hayır dualarımı eksik etmediğimi söylemek ve de devamının gelmesini feci beklediğimi belirtmek istiyorumm... pazarlama budur dedirtecek cinsten.yanlıs anlasılmasın ben bir ürünün reklamının, ürünü satmadaki görevini biliyorum ve de diyorum ki adamlar basardı.. bir bayan olarak çikolata  seven bir zat değilimdir. canım çekmez gidip almam.. ta kiii reklamı görene kadar... müşteriyi çekmeyi bildiniz arkadaslar..takdir ettim:) bir de iş basvurumu gonderdim az çnce.. özellikle mutfakta ne iş olursa yapmaya hazırım:)

-son 3 haftadır düzenli olarak yaptığım eylem, drapaj dersinin ödevi olan drpesi bol gelinlik için çabalamaktı. hala da devam etmekte:) yapıp sökmede üzerime yoktur.çok zaman harcadığım yegane ödevlerden ancak onlardan biraz daha farklı.. üzerinde çalıştığım prova mankenine karşı zaaflarım olmaya başladı.. hergün görmeden edemez oldum.. dokunmadan duramıyorum..arada sarılmak hoşuma gidiyor.. ben sanırım prova mankenine aşık oluyorum... ilişki durumumu "prova mankeni ile ilişki yaşıyor" olarak değiştirip, gelinlik de bittikten sonra evlenme teklif edicem...

- universitede son senem olusundan kaynaklı, defile calısmalarıma baslamıs bulunmaktayım. ve giysiler ortaya cıktıkca da sürekli onları giydireceğim eli yüzü düzgün, allah sahibine bağışlasın kategorisinde hanımablalar aranmaktayım.. o kadar abarttım ki bu işi, artık yolda yürürken bile kendimi, kızları süzerken buluyorum.. ama işin cılkı çıktı gibi..buradan sesleniyorum "ben lezbiyen değilim..yolda boyu uzun, eli yüzü düzgün kızlara bakıyorsam, giysilerim için mankene ihtiyaç duyduğumdandır.. rica edeceğim korkmayın ablalar"...

- geçen gün, bir gece ödev yaparken büyüyünce ne olmak istediğim hususunda düşündüm.. ve karar verdim.. şu sıralar "voodoo bebeği "olmaktan şeref duyucam. drapajda iğneleri kendime yeterince batırdım ve deneyim kazandım.. özellikle de seçil hocama endeksli bir voodoo bebeği olucam.. iğneyi kendime, dolaylı olarak da seçil hocama batırmak en çok istediğim şey...

-gencecik bu yasımda anladım ki hayat tamamen kısır bir döngü, bir çemberden farksızmış. herşeyi tekrar tekrar yaşamak çok sıkıcı.. özellikle de sınavları.. ilkokulda sınav, derken ortaokulda yine sınav. ortaokul bitince sınav, lise başlayınca bakmışsın yine sınav..lise bitti sınav üniversitede sınavlar...ohhhhhohhhhh sakal sakal tıraşı yapmak gibi bu hayat.. kes yine çıksın; çıkınca birdaha kes yine çıksın.. ciddi sıkıcı

-evde geçirdiğim zamanların fazlalığından ötürü, tam bir ev hanımı kıvamında dizilere sarmış bulunuyorum.. özellikle en iç parçalayan, hüngür kıvamına getiren acıklı türk dizilerine..içim çıktı ağlamaktan artık. osmana ağla, fatmagüle hüzünlen blabla... biri beni tokatlamalı, ya da bana ödev mödev verilmemeli...

-sınav dönemlerinde en fazla tükettiğim şeyler kendim ve kahvem.. o kadar çok içiyorum ki, artık kafein bünyemde laktozun etilerine sahip.. uyku kaçırcam diye içtiğim bütün o canım kahvecikler bana uyku yapar oldu. geçen süt içeyim belki yanılıyorumdur dedim ama sütde atık uyku kaçırma görevini üstlenmiş.. bünyem çook değişti çook...

-kış aylarını severdim eskiden. ta ki eskişehire gelip de kendisiyle gerçekten tanışana kadar. artık içimde sevgi mevgi kalmadı. her sabah maruz kaldığım o soğuk hava kalbimi çok kırıyor. bu kadar soğuk olmamalısın bana karşı içim acıyor, özlerim doluyor...ilişkimiz böylemiydi daha önce??

-yine eklemlerimde ağrı var ve ben yine boş umutlara kapılıp boyumu ölçtüm...:( ıh ıh söylemicem off

-ellerim delik deşik. kan revan içinde, zor şartlarda ödev yapıyorum..evet yine drapaj ama napayım o kadar çok şey varki :( geçen baktım parmakçıklarıma, biraz daha kasarsam şayet, makarnaları ellerimle süzebilicem..ha gayret iğneler

-tanrı neden insanları yaratırken, huy ve karakter olarak geniş bir skalayı tercih etmiş ki? tek tip yaratsaydı daha hoş olurdu. hayır maksadım tanrıyı yermek değil tabiki hatasız kul da tasarımcı da olmaz. ama rica edicegim beni o insanlarla muhattap etme tanrıcıgım. zira bende hata vermeye başlıyorum aldığım yogun insan radyasyonundan.

-cityville diye bir oyuna sarmış bulunmaktayım. hergün zevkle patlıcan ekip biçiyorum. çok zevkli, sakinleştirici bişi..:) dün de düşündüm bir an o cityvilledeki halkıma baktım, ve biz insanlara baktım. ne kadar benzer özelliklerimiz var..tanrının cityville oyunu olabilme ihtimalimiz yüzde kaç acaba???

-devlet çok salak yahu:) ben basbakan oldugumda ilk vergi yasasını, gsf, endustriyel sanatlar gibi ödevin kallavi olduğu bölümlere koyucam. şayet ödev vergisi alınırsa çook zengin oluruz çook:)

-

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder