7 Aralık 2010 Salı

bu ülkede insan ne demek???

sabah erken kalktım..
uzun zamandır takip etmeyi kestiğim haberlere bir göz atayım dedim...
neden takip etmediğime gelince.. rahatsız oluyorum artık şiddetten, haksızlıklardan, yasaların sömürülmesinden, insan haklarının eritilmesinden... ve daha birçok neden...
haber 1:
uzun bir aradan sonra tekrardan öğretmen atamaları yapıldı ülkemde. binlerce öğretmen adayının ya sabır çekerek erittiği dönem sona erdi.. kimileri atandı kimilerinin ki başka bahara kaldı.. atanan öğretmenlerimizin yüzlerindeki o mutluluk, o heyecanı görmeye değerdi doğrusu.. aslında olması şart bir duruma  seviniyorlardı. ne acı... öğretmen atanması gerekli bir durum.. bu işin şartı. olması gerek bir olay ama benim canım ülkemde malesef bir işkence. emek, zaman harcayıp okursun- bitirirsin ve sonuç.. yıllarca atama beklemek.. ya da sözleşmeli öğretmenlik yani bir nevi oyalamaca... ama buna da şükür diyorlar ya takdir ediyorum kendilerini... emeklerinin karşılıklarını az alıyorlar ve aza kanaat getiriyorlar... işte eğitimin bir açısı.. yetiştir ama atama.. okul yap ama içine eğitimci koyma, okul yap ama git uzağa yap yürüt geleceklerimizi yollarda...

Haber 2:
yozgat'ta görev yapan bir sözleşmeli öğretmen. Mehmet Kurtçu... bir süre önce kendisine kan kanseri teşhisi konmuş. tedavisi için ankaraya gitmez zorunda kaldığı ve 30 günden fazla izin kullandığı gerekçesi ile sözleşmesi fes edilmiş... bir haber kanalına yazdığı mektupta yaşadıklarından bahsetmişti hocamız.. işinden olması bir yana, sigortasını da kaybetmiş malesef.. bir düşünün kanser hastasısınız ve sigortanız yok... hele bir de 8 kişilik bir ailenin bakımı size ait.. işte bunlar bu öğretmenimizin yaşadığı dertlerden bir kaçı... ve yardım istemiş mehmet hoca..." yetkililer yardım etsin"..
 ama sesini kimse duymamış...
dün hayatını kaybetti mehmet hoca.. yenildi kan kanserine.. aslında mehmet hoca değil yenilen.. benim canım ülkemin yönetimi, vicdanı.. tüzük böyle diyor diye işten çıkardılar, tüzük bunu gerektiriyor diye sigortasını kestiler... tüzük alt tarafı bir kitap, yazı.. İNSANIN yazdığı bir yazı... boşver tüzüğü... vicdan denen şey onda yok belki ama yazanda olmalı...ama yokmuş...
bu sadece bir hayatın kesiti. Mehmet Hocanın başına gelen şey aslında bizi de tehdit etmiyor mu??? bizi yani bu ülkenin halkını, o tüzüğü yazan ve yazdıranları o koltuklara yerleştirenleri...
bu haberi izleyince, bu ülkede hiçbir değerinin olmadığını anlıyor insan...

haber 3:
bursada olan bir trafik kazası. 15 yaşında iki genç kız üst geçit olmayan bir caddeden karşıdan karşıya geçerken malesef bir araba çarpması sonucu biri ağır yaralandı, diğeri öldü...bu birkaç hafta önce olan bir olay...
dün yine bursada belki de aynı yolda, aynı senaryoda bir kaza. 88 yaşında bir kadına araba çarptı. kadın..öldü. ölen kadının yakınları feryat ettiler. devlet babadan üst geçit yaptırmasını artık ölüm olmamasını istediler. ama cevap çok acıydı. ne kadar doğru bilinmez ama acılı kadının ağzından döküldü cümleler..." belli sayıda kişi kaza geçirdikten sonra ancak yapabilirlermiş..."
nasıl yani?????
bu ülkede üst geçit yapabilmenin kotası mı var??. hem de insan... dediğim gibi cümle bu mu, devlet baba böyle mi cevap verdi bilinmez ama, şayet buysa çok yazık...
demekki bu ülkede üst geçit yapmak demek, belli sayıda ölüm demek...!!!
...........

bu ülkede insan kaç para? insan kaç satır demekten malesef kendimi alamıyorum..
22 yaşındayım.. hayatımla ilgili herkez gibi hayallerim var. ama bu hayat sadece benim şekillendirdiğim bir hayat değil malesef.. toplumun bir parçasıyım. halktanım. bu ülkenin vatandaşı olarak bu ülkede, bu ülkenin tüzükleriyle, yasalarıyla yaşıyorum. ama aslında yokum yeri geldiğinde...
şimdi sormamalı mıyım? benim değerim ne? insan ne demek diye ...
hayır sormamalıyım... tüzük var yasa var...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder